ZEYNÎZÂDE HÜSEYİN EFENDİ

(ö. 1172/1759 [?])

Osmanlı medreselerinde okutulan nahiv klasiklerinden el-ʿAvâmil , İẓhârü’l-esrâr ve el-Kâfiye’ye yazdığı mu‘rib kitaplarıyla tanınan Arap dili âlimi.

Müellif:

XII. (XVIII.) yüzyılın başlarında İzmir Tire’de doğdu. Zeynîzâde ve nâdiren Zeynioğlu lakaplarıyla tanınır. İlk eğitimini Tire’de aldı. Tahsilini ilerletmek için dönemin ilim merkezlerinden olan, günümüzde Aydın’ın bir mahallesi durumundaki Güzelhisar kasabasına yerleşti (el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, vr. 358b). Bunun yanında Aydın’ın Koçarlı ilçesine 3 km. mesafedeki Sobuca kasabasında da öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Bursalı Mehmed Tâhir, gerek Osmanlı Müellifleri’nde gerekse Aydın vilâyetine dair eserinde Zeynîzâde’yi Bursalı olarak göstermiş, daha sonra Serkîs, Bağdatlı İsmâil Paşa ve Ziriklî gibi müellifler de ondan naklen bunu tekrarlamıştır. Zeynîzâde’nin çağdaşı Amasyalı Âkifzâde Abdürrahim onu Güzelhisarlı diye kaydetmekte, ancak adını bir yerde Güzelhisarlı Mehmed (Kitâbü’l-Mecmûʿ, s. 137), bir yerde de Güzelhisarlı Hüseyin b. Ahmed (a.g.e., s. 319) şeklinde zikretmektedir. Zeynîzâde “hocamız, üstadımız, şeyhimiz” olarak nitelediği (el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, s. 419) Sobucalı (Sobicevî) Mehmed Efendi’den çok faydalanmıştır. Sobicevî’nin Birgivî’nin İẓhârü’l-esrâr’ına Fetḥu’l-esrâr adıyla yazdığı şerhi, ayrıca sarfa dair Kifâyetü’l-mübtedî adlı eseri için kaleme aldığı şerhleri ve Birgivî’nin diğer eserlerini hocasından okumuş olmalıdır. Bu arada Zeynîzâde, Sobicevî’nin Güzelhisarlı Hacı Emîrzâde Âlim Mehmed Efendi’den ders aldığını belirtmekte (a.g.e., a.y.), Hamza b. Turgut Aydınî’nin belâgata dair el-Hevâdî fî şerḥi’l-Mesâlik’ini Derviş Mehmed Efendi’den okuduğunu ifade etmektedir (a.g.e., s. 236-237). Bu zat muhtemelen, el-Hevâdî’ye Mirṣâdü’l-hâdî ʿale’l-Hevâdî adıyla hâşiye yazan Sobicevî’dir.

Zeynîzâde’nin medreselerde okutulan eserler için yardımcı kitap mahiyetinde mu‘ribler (i‘rab tahlili) yazması onun öğretimle uğraştığını ve Güzelhisar’daki bir medresede müderrislik yaptığını kanıtlar niteliktedir. Kendisi de eserlerini öğrencilere yardım amacıyla kaleme aldığını (el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, s. 483-484; Ḥallü esrâri’l-aḫyâr, s. 256) ve mu‘riblerinde kendi öğrencilerinin durumunu göz önünde bulundurduğunu belirtmektedir (el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, s. 18, 292). Bu eserlerinin talebe arasında çok rağbet gördüğü çokça istinsah edilmesinden ve defalarca basılmasından anlaşılmaktadır. Dönemin devlet adamlarının saygı gösterdiği Zeynîzâde, Aydın Valisi Râgıb Paşa’nın iltifat ve ihsanlarına mazhar oldu (Ḥallü esrâri’l-aḫyâr, Âtıf Efendi Ktp., nr. 2596, vr. 2a; nr. 2598, zahriye sayfası) ve son eseri el-Fevâʾidü’ş-şâfiye’yi ona ithaf etti. Anadolu Kazaskeri Mirzazâde Mehmed Said, Rumeli kazaskerlerinden Veliyyüddin Efendi ve Mehmed Akkirmânî’nin övgüsünü de kazandı (el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, Âtıf Efendi Ktp., nr. 2608, vr. 1a-b, 2a). Zeynîzâde’nin bir eserini 1171’de (1758) tashih etmesi (el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, vr. 358b), öte yandan hocası Sobicevî’nin İẓhâr şerhi Fetḥu’l-esrâr’a ait 1173 (1759) tarihli bir nüshada “Zeynîzâde merhumun hocası” kaydının yer alması onun bu iki tarih aralığında vefat ettiğini göstermektedir; dolayısıyla Bursalı Mehmed Tâhir’in verdiği 1167 (1754) yılı doğru değildir. Vefatında Aydın Söbücekapısı Mezarlığı’na defnedilmiştir. Halka biçiminde oyuk olan mezar taşında yazı yoktur.

Serbest düşünceli olan ve ilmî kanaatlerini söylemekten çekinmeyen Zeynîzâde eserlerinde dönemin bazı müelliflerinin yanlışlarını ortaya koymuş, hatta mu‘rib yazdığı kitapların müelliflerini zaman zaman eleştirmiştir (el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, s. 20, 23, 222, 229, 262, 271, 440; Ḥallü esrâri’l-aḫyâr, s. 50, 63, 197). Onun özelliklerinden biri de ele aldığı konuyla ilgili olarak hocasının yazdıklarını ve ondan duyduklarını bazan metnin içinde, bazan da hâmişte zikretmesidir (meselâ a.g.e., s. 36, 46-49, 77, 190, 194, 226). Kaynaklar arasında muhakeme yapan Zeynîzâde telif ettiği i‘rab kitapları için sadece nahiv kitaplarına müracaatla yetinmeyip fıkıh, usûl-i fıkıh, tefsir ve i‘râbü’l-Kur’ân gibi kaynakları da göz önünde bulundurur, zaman zaman cümlelerin Türkçe’sini de yazardı (krş. a.g.e., s. 14, 15, 38, 183, 203; el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, s. 86, 266, 286, 422, 462).

Eserleri. 1. et-Taʿlîḳāt ʿalâ Fetḥi’l-esrâr ʿalâ İẓhâri’l-esrâr. Hocası Sobucalı Mehmed Efendi’nin (Sobicevî) eserinde izaha muhtaç gördüğü bazı ibareler için 1144’te (1731) kaleme aldığı not şeklindeki açıklamalarından ibarettir. Eserin 1173’te (1759) istinsah edilen nüshası Şâkir Efendi’den Kasîdeci diye bilinen Hâfız Süleyman Efendi’ye intikal etmiş ve günümüze ulaşmıştır (Süleymaniye Ktp., Kasîdecizâde Süleyman Sırrı, nr. 607).

2. Taʿlîḳu’l-fevâḍıl ʿalâ iʿrâbi’l-ʿAvâmil. Birgivî’nin el-ʿAvâmilü’l-cedîd diye bilinen risâlesindeki hemen her kelimenin i‘rabını açıklayan eserin 1163’te (1750) müellifi tarafından tashih edilmiş bir nüshası mevcuttur (Âtıf Efendi Ktp., nr. 2605, vr. 21a-62a). İstanbul’da defalarca basılan (meselâ 1220, 1231, 1234, 1310, 1315, 1317) eserin Cumhuriyet döneminde de tarihsiz birçok ofset baskısı yapılmıştır.

3. Ḥallü esrâri’l-aḫyâr ʿalâ iʿrâbi İẓhâri’l-esrâr. Yazıldığı tarihten itibaren özellikle Arapça okuyan Türk öğrencilerinin ellerinden düşürmedikleri yine Birgivî’ye ait kitabın cümle tahliline dairdir. Müellifin İẓhâr Muʿribi diye tanınan bu eseri İẓhâr’ın anlaşılmasında çok faydalı olmuştur. 1152’de (1739) temize çekilen ve 1160’ta (1747) müellifi tarafından istinsah edilen bir nüshası bilinmektedir (Âtıf Efendi Ktp., nr. 2596). Bu eser de İstanbul’da defalarca basılmıştır (meselâ 1218, 1228, 1233, 1309, 1312, 1318). İẓhâr Muʿribi’nde bazı ibarelerin kenarında yer alan, “Bu ifadede birinci Muʿrib’e reddiye vardır” şeklindeki notlarla kastedilen kişinin, Zeynîzâde’nin çağdaşı olan ve İẓhâr’a daha önce mu‘rib yazan Kuyucaklı Abdullah Efendi olduğu Ḥallü esrâri’l-aḫyâr’ın bir nüshasında belirtilmiştir (Âtıf Efendi Ktp., nr. 2596, vr. 9a).

4. el-Fevâʾidü’ş-şâfiye ʿalâ iʿrâbi’l-Kâfiye. Müellifin en hacimli ve muhtemelen en son eseri olup İbnü’l-Hâcib’in el-Kâfiye’si için kaleme alınmıştır. 1168’de (1755) tamamlanan eserin temize çekilmiş nüshasından yine müellifi tarafından Güzelhisar şehrinde istinsah edilen ve 1171’de (1757-58) tashihi tamamlanan bir nüshası Âtıf Efendi Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (nr. 2608). Bu eser de medrese mensuplarının dikkatini çekmiş, birçok yazma nüshasının yanında İstanbul’da defalarca basılmıştır (meselâ 1220, 1223, 1235, 1307, 1313, 1315).

5. Risâle fi’ṣ-ṣarf (Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 2484, vr. 61b-64b). Dâvûd-i Karsî’nin Ems̱ile şerhiyle birlikte basılmıştır (İstanbul 1263, 1272, 1301).

Zeynîzâde ve hocası Sobucalı Mehmed Efendi’yle ilgili yüksek lisans çalışmaları yapılmıştır: Aşır Durgun, Zeynîzâde Hüseyin b. Ahmed ve Eserleri (1982, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Abdullah Bilin, Sobucalı Mehmed Efendi’nin Keşfü’l-inâye fî mesâili’l-Kifâye Adlı Eserinin İnceleme ve Tahkiki (Edisyon Kritik) (2009, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Mustafa Öncü, Sobucalı Mehmed Efendi ve Fethu’l-esrâr fî Kitâbi’l-İzhâr Adlı Eserinin İnceleme ve Edisyon Kritiği (2009, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).


BİBLİYOGRAFYA

Zeynîzâde, el-Fevâʾidü’ş-şâfiye, Âtıf Efendi Ktp., nr. 2608, vr. 1a-b, 2a, 358b; a.e., İstanbul 1271, s. 18, 41, 236-237, 292, 419, 483-484, ayrıca bk. tür.yer.

a.mlf., Ḥallü esrâri’l-aḫyâr, Âtıf Efendi Ktp., nr. 2596, vr. 2a, nr. 2598, zahriye sayfası; a.e., İstanbul 1309, s. 50, 63, 197, 256, ayrıca bk. tür.yer.

Râgıb Paşa, Münşeât, Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 868, vr. 1b-2b.

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Mecelletü’n-niṣâb, Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 628 ⟶ Ankara 2000, vr. 245a-b.

Amasyalı Âkifzâde Abdürrahim, Kitâbü’l-Mecmû‘ fi’l-meşhûd ve’l-mesmû‘ (trc. Hikmet Özdemir), İstanbul 1998, s. 137, 319.

Bursalı Mehmed Tâhir, Aydın Vilâyetine Mensûb Meşâyih, Ulemâ, Şuarâ, Müverrihîn ve Etibbânın Terâcim-i Ahvâli, İzmir 1324, s. 63; a.e. (haz. M. Akif Erdoğru), İzmir 1994, s. 32.

, I, 321.

, I, 992-993.

, I, 370; Suppl., I, 504, 537; II, 656.

, I, 326.

Abdullah Develioğlu, Büyük İnsanlar, İstanbul 1973, s. 531-532.

, II, 232.

Ahmet Turan Arslan, İmam Birgivî: Hayatı – Eserleri ve Arapça Tedrîsâtındaki Yeri, İstanbul 1992, s. 166.

Ramazan Ergün, Aydın’ı Aydınlatanlar, Aydın Meşhurları, Aydın 1998, s. 104-105, 111, 125.

Ahmet Yılmaz, Mecelletü’n-nisâb Fihristi, Konya 2000, s. 228.

Mehmet Faruk Çiftçi, Kuyucaklı Abdullah b. Muhammed el-Aydınî’nin Mu’rib-i Avâmil-i Cedîde Adlı Eserinin Tahkîki (yüksek lisans tezi, 2008), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2013 yılında İstanbul’da basılan 44. cildinde, 371-372 numaralı sayfalarda yer almıştır.