Şihabeddin b. Fazlullah El–Ömerî. Türkler Hakkında Gördüklerim ve Duyduklarım: Mesâliku’l Ebsâr (2014)

Şihabeddin b. Fazlullah El–Ömerî. Türkler Hakkında Gördüklerim ve Duyduklarım: Mesâliku'l Ebsâr (2014)
Title:Türkler hakkında gördüklerim ve duyduklarım (Mesâliku’l Ebsâr)
Author:Şihabeddin b. Fazlullah El–Ömerî
Translator:Çeviri ve notlar: Ahsen Batur
Editor:
Language:Turkish
Series:Selenge yayınları No: 76, Tarih serisi: 63
Place:İstanbul
Publisher:Selenge yayınları
Year:2014
Pages:453
ISBN:9786054944026
File:PDF, 7.66 MB
Download:Removed at the request of the copyright holder
Şihâbüddîn (Ebü’l-Abbâs) Ahmed b. Yahyâ b. Fazlullâh el-Ömerî (ö. 749/1349) Memlükler dönemi devlet adamı, tarih ve coğrafya âlimi, edip idi. 3 Şevval 700’de (11 Haziran 1301) Dımaşk’ta doğdu. Muhtemelen Kirman kökenli Benî Fazlullah ailesinden gelmesi dolayısıyla İbn Fazlullah olarak bilinir; Ömerî nisbesi soy kütüğünün Halife Ömer b. Hattâb’a dayanması sebebiyledir. Benî Fazlullah mensupları, yaklaşık 100 yıl devletin yazışmalarının yürütüldüğü Dîvân-ı İnşâ’da sır kâtipliği görevinde bulundular; onun babası da sultanın özel kâtibiydi. İbn Fazlullah, ilk tahsilinden sonra gittiği Kahire’de birçok büyük âlimin yanında okuma fırsatı yakaladı. Kahire, İskenderiye ve Hicaz’da sürdürdüğü eğitimi sırasında Kemâleddin İbn Kādî Şühbe ile Kādılkudât Şemseddin el-Mizzî’den Arap dili ve edebiyatı, Kādılkudât Şehâbeddin İbnü’l-Mecd ile Burhâneddin el-Fezârî’den (İbnü’l-Firkâh) fıkıh, Takıyyüddin İbn Teymiyye’den fıkıh, kelâm, Şemseddin el-İsfahânî’den usûl-i fıkıh ve Kemâleddin İbnü’z-Zemlekânî ile Şemseddin İbnü’s-Sâiğ’den arûz, meânî ve beyân dersleri aldı. Öğrenimini tamamlayınca Kahire’de kadılık görevine getirildi. Ona, Mısır’da Şâfiî mezhebini ilgilendiren meselelerde fetva yetkisi veren Allâme Şemseddin el-İsfahânî’dir. İbn Fazlullah’ın yazı yazma sanatında dönemin en önde gelen siması olduğu kabul edilmektedir. Sultan el-Melikü’n-Nâsır Muhammed b. Kalavun’un üçüncü saltanatı sırasında (1309-1341) önemli görevlerde bulunan İbn Fazlullah iyi bir fıkıh âlimi ve edebiyatçı olmasının yanında iyi bir tarihçi idi. Özellikle hadiseleri tahlilde ve şahsiyetleri değerlendirmede başarılı olmuştur; ayrıca Cengiz Han döneminden yaşadığı zamana kadar Moğollar’ın tarihini iyi biliyordu. Onun, Memlük Devleti’nin dış siyaseti bakımından bölge için tehlike oluşturan bu gücü iyi tanıması ve Moğol devlet sisteminin Memlükler üzerindeki etkilerini görmesi hem memuriyeti sırasında hem de daha sonra eserlerini kaleme alırken kendisine çok faydalı olmuştur. Kahire’de resmî yazışmaların yürütüldüğü Dîvân-ı İnşâ’nın başkanlığını yapan İbn Fazlullah’ın kazandığı başarılara rağmen sert mizacı dolayısıyla kısa sürede sultanla arası açıldı ve görevinden azledildi; ayrıca kâtiplerden birinin imza taklit ettiğini sultana bildirmesi üzerine hapse atıldı ve eli kesildi. Daha sonra 740 (1340) yılında Dımaşk’taki divana tayin edildiyse de bu görevinde sadece iki yıl kalabildi. Şikâyetler dolayısıyla sultan onu yine azletti ve cezalandırmak için Kahire’ye getirilmesini istedi. Ancak kendisi gibi sır kâtibi olan kardeşi Alâeddin Ali’nin ricası üzerine Dımaşk’ta kalmasına izin verildi. Bu hadiseden sonra inzivâya çekildi ve İslâm coğrafyasıyla ilgili meşhur eseri Mesâlikü’l-ebṣâr ile diğer kitaplarını kaleme aldı. 1349 yılında hacca gitmek amacıyla yola çıktı; fakat Kudüs civarında eşinin vefat etmesi üzerine Dımaşk’a geri döndü ve arefe günü yakalandığı vebadan öldü (9 Zilhicce 749 / 28 Şubat 1349). 
Bu sayfadan Mesâlikü’l-ebṣâr fî memâliki’l-emṣâr isimli eserinin üçüncü cüzününü büyük bir kısmının çevirisi olan kitabı indirecek siniz. Mevzubahis eser müellifin en önemli çalışması olup ağırlıklı olarak tarih ve coğrafyadan bahseden ansiklopedik bir eserdir. İki ana kısma ayrılan yirmi yedi cüzlük eserin birinci bölümünde karalarla denizlere (fizikî coğrafya), ikinci bölümünde milletlere ve tarihlerine (beşerî coğrafya) yer verilmiştir. Diğer Memlük dönemi kaynaklarında rastlanmayan hal tercümeleri sebebiyle de büyük değer taşıyan eser, çeşitli kütüphanelerde bulunan yazmalarından bir bütün oluşturularak Fuat Sezgin tarafından tıpkıbasım olarak neşredilmiştir (Frankfurt 1988-89). Hayat hikayesinden de anlaşılacağı gibi, el-Ömeri, Mısır ve Suriye’nin dışında bir yere gitmemiştir. Dolayısıyla onun Deşt-i Kıpçak ‘a ve hatta Kafkaslara seyahat ettiği şeklindeki bazı yanlış görüşlerin gerçekle ilgisi yoktur. Onun Hindistan’daki Tuğluk Şahlar, Cengizller, Orta Asya, Harezm, Deşt-i Kıpçak ve Anadolu Türkleri hakkında verdiği bilgiler kendinden önce yazılmış coğrafya kitaplarından, o bölgelere seyahat edenlerden bizzat dinlediklerinden ibaret bilgilerdir. Fakat özellikle Mısır ve Suriye’deki Memluk Türkleri hakkında yazdıklarının çoğu bizzat şahit olduğu olaylardır. Ne de olsa yaklaşık bir asır boyunca Memluk Devleti’nde sır katipliği gibi çok önemli makamı elinde tutan bir ailenin çocuğudur. İhtimal bizzat gördüklerinin dışında, babasından dinlediği olaylar da vardır. Biz elinizdeki çeviriye “Türkler Hakkında Gördüklerim ve Duyduklarını” adı verilirken, Mısır ve Suriye’de bizzat gördükleri ve diğer Türk ülkeleri hakkında güvenilir kişilerden işittikleri kast edilmiştir.

Leave a Comment