ALINCAK

Azerbaycan’da, Nahcıvan-Culfa yolu üzerinde yüksek bir tepede kurulan, Selçuklular devrinden kalma bir kale.

Müellif:

Alancık şeklinde de kaydedilen Alıncak Kalesi’nin adı çeşitli kaynaklarda, Irak Selçukluları’nın son sultanı II. Tuğrul ile emîrleri arasındaki mücadelelerden bahsedilirken geçmektedir. Kale, hükümdar ailesi için tehlike zamanlarında sığınak olarak kullanılmıştır. XIII. yüzyılda İran Moğolları’nın ve XV. yüzyılın başlarında Timur’un idaresi altında bulunan Alıncak, daha sonra Celâyirliler’in ve Karakoyunlular’ın eline geçti. Karakoyunlu Hükümdarı İskender, Timur’un oğlu Şâhruh’a yenilince Alıncak Kalesi’ne sığınmak zorunda kaldı (1435). Bir müddet sonra Timurlular’ın himayesindeki Cihan Şah tarafından alınan kale Azerbaycan’ı zapteden Akkoyunlular’ın eline geçti. Akkoyunlu Hükümdarı Sultan Yâkub, Şah İsmâil’in babası Şeyh Haydar’ın isyanını bastırdığında, bütün aileyi aralarında İsmâil de olduğu halde Alıncak Kalesi’nde göz hapsinde tuttu. Daha sonra Safevîler’in hâkimiyetine geçen kale, Kanûnî Sultan Süleyman’ın Irakeyn Seferi sırasında ilk defa Osmanlı idaresine girdi (1534). Sonradan tekrar Safevîler’in eline geçmiş ve XVI. yüzyıl sonlarında Nahcıvan ile birlikte Osmanlılar tarafından yeniden zaptedilmiştir. Ancak Şah Abbas, Azerbaycan bölgesini Osmanlılar’dan geri aldığı sırada (1603) Alıncak Kalesi’ni de ele geçirmişti.

Bugün harabe halinde bulunan ve Dede Korkut Kitabı’nda da adı geçen Alıncak, Evliya Çelebi tarafından Nahcıvan bölgesinin en sağlam ve önemli kalesi olarak anılmaktadır. Kuleli bir sur ile iç ve dış hisarlardan ve her hisarı çeviren çeşitli burçlardan meydana gelen Alıncak Kalesi, Ortaçağ’daki müslüman askerî mimarinin karakteristik özelliklerini taşımaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

, II, 240.

, s. 181.

Clavijo, The Court of Timour at Samarcand, New York 1970, s. 84.

M. Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlılar’ın Kafkas-Elleri’ni Fethi (1451-1590), Ankara 1976, s. 148-149, 375, 384.

M. Fuad Köprülü, “Alıncak”, , I, 302-304.

V. Minorsky, “Alind̲j̲āḳ”, , I, 404.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1989 yılında İstanbul’da basılan 2. cildinde, 370 numaralı sayfada yer almıştır.