ÂŞIK ALİ ASKER

(1821-1926)

Azerbaycanlı halk ozanı.

Müellif:

21 Mart 1821’de Ağkilise’de (Gökçe) doğdu. Babasının adı Almemmed, annesinin adı Perizad’dır. On üç-on dört yaşlarında iken ailesi yoksul olduğundan Kerbelâ-yi Kurban adlı bir kişinin yanında dört yıl uşaklık (nökerlik) yaptı. Bunun kızı Sehnebanı’ya âşık oldu. Kızın babası gençleri evlendirip Ali Asker’i de iç güveyi olarak almayı düşünürken kardeşi Pullu Meherrem, Sehnebanı’yı zorla oğluyla evlendirdi. Ali Asker ilk şiirlerini bu olay üzerine söylemeye başladı. Babasının aldığı sazla Kızılvenkli Âşık Alı’nın çırağı oldu ve beş altı yıl onun yanında kaldı. Bu arada geçimini ziraatla temin ediyordu. 1840’lı yıllarda Gökçe’nin Kızılbulak köyünde düzenlenen âşıklar yarışmasına katıldı ve ustası Âşık Alı ile atışmaya başladı. Sonuçta Ali Asker “A yağa yağa” dudak değmez tecnîsiyle ustasını yendi. Ardından Kafkasya, Türkiye ve İran’ın çeşitli yörelerinde dolaşarak birçok âşıkla atıştı. Kırk yaşlarında iken Kelbecer yöresinin Yanşak köyünden Anahanım’la evlendi, bu evlilikten üç erkek, altı kız çocuğu oldu. En küçük oğlu Talıb babasının âşıklık geleneğini devam ettirmiştir.

Sazı sol eliyle çalan Ali Asker, okuma yazma bilmediği halde kuvvetli hâfızası ve irticâlen şiir söylemesiyle tanındı. Söylediği şiirleri hemen ezberler ve çıraklarına da öğretirdi. Zamanla yirmiye yakın çırak yetiştirdi. 1915’te kardeşi Meşedi Saleh’in oğlu ve kendi damadı olan Kurban genç yaşta ölünce Ali Asker sazı bir daha eline almadı. 1918-1919 yıllarında Ermeni çetelerinin Gökçe’deki talan ve katliamından kaçarak ailesiyle birlikte Kanlıkent’e yerleşti. 1921’e kadar orada yaşadı ve ardından kendi köyü Ağkilise’ye döndü. Bu yıllarda meydana gelen olayları, çekilen sıkıntıları şiirlerinde anlatmıştır. Ağkilise’ye döndüğünde 100 yaşına rağmen sağlığı yerindeydi. Kendisini tanıyanlar yakışıklı, uzun boylu, geniş omuzlu, kara gözlü, çatma kaşlı bir kişi olduğunu belirtir. 1922’de ölen eşi Anahanım’ın ardından 7 Mart 1926 tarihinde Ağkilise’de vefat etti; öleceği günü önceden bildirmişti.

Kars-Iğdır yöresindeki söylentilere göre bir ara İstiklâl Savaşı’yla ilgili söylediği “Türkler’in” redifli övgü şiirinden dolayı Rus yönetimi tarafından hapse atılmış, yedi sekiz ay hapis yattıktan sonra tahliye edilince Türkiye’ye gitmek istemiş, ancak kendisine izin verilmemiştir. Âşık Ali Asker kendi devrinde ve daha sonra yetişen Azerbaycan âşıkları üzerinde derin izler bırakmış, Kuzey Azerbaycan’da “Dede” unvanıyla anılan büyük âşıklardan kabul edilmiştir. Âşık edebiyatının bütün nazım türlerinde şiirler söylemiş; hem klasik şiir geleneğinde başarılı olmuş, hem de âşık şiirinin zor kabul edilen, oyun ve maharete dayalı “dil dönmez”, “dudak değmez”, müstezad, tecnîs gibi nazım biçimlerinde mükemmel örnekler ortaya koymuştur. Onun “geraylı” ve koşmaları ise âşık şiirinin en güzel örnekleri arasında sayılmaktadır. Ayrıca Gence-Gökçay yöresinde Ruslar’a ve Ermeniler’e karşı mücadele eden kaçak Deli Ali hakkındaki “Hacer Hanım” ve “Deli Alı Dastanı” başta olmak üzere bazı hikâyeler de yazmıştır. Aşk, tabiat, sosyal sorunlarla dinî ve ahlâkî konulardaki şiirleri halk tarafından ezberlenmiş, ağızdan ağıza günümüze kadar gelmiştir. Özellikle güzellemeleri meşhurdur. Bu tarz şiirleri rahat söylenişleri, anlamca zenginlikleri, şekil bakımından mükemmellikleriyle dikkat çeker. Türkiye, İran, Ermenistan ve Gürcistan gibi geniş bir coğrafyaya yayılan şiirleri bu bölgelerde yetişen âşıkları etkilemiş, bir kısmı da türkü olarak okunmuştur.

Azerbaycan âşıkları Ali Asker’in hayatına dair Elesger’le Sehnebanu, Elesgerle Deli Alı, Elesger’in Karabağ’a Toy Seferi, Anahanım’ın Küsmesi, Elesger’le Âşık Hüseyn Hakkında Rivayet, Elesger’le Şair Nağı, Âşık Elesger’in Nahçivan Seferi gibi halk hikâyeleri söylemiştir. Ali Asker’in ilk olarak Hümmed Elizade tarafından toplanan şiirleri 1934, 1935 ve 1937 yıllarında basılmıştır. Doğumunun 150. yılı 1972’de resmî törenlerle kutlanmış, mezarı üzerine heykeli dikilmiş, torunu İslâm Elesgerzâde’nin derlediği şiirleri Âşıg Elesger adıyla yayımlanmıştır (düzenleyenler: E. Ahundov, M. H. Tehmasıb, I-II, Bakû 1972), Tanınmış şairlerden Osman Sarıvelli onun hakkında Güdretli Şair, Ustad Senetkâr adıyla bir monografi yazmış ve sanatkârlığını tahlil etmiş (Bakû 1971), Zeynelabidin Yıltırak da (Makas) Âşık Elesger ismiyle bir mezuniyet tezi hazırlamıştır (1974, Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü). Ayrıca Nizamettin Onk ve İslâm Elesgerzâde şairin hayatı, edebî kişiliği ve etkilerine dair bir incelemeyle birlikte şiirlerini Göğçeli Âşık Elesker adıyla yayımlamışlardır (Ankara 1987).

BİBLİYOGRAFYA

Nizamettin Onk, Göğçeli Âşık Elesker, Adapazarı 1964; Paşa Efendiyev, “Âşık Elesger”, Azerbaycan Şifahi Halk Edebiyatı, Bakü 1981, s. 211-222; Azerbaycan Âşık Şiiri: Âşık Elesger (haz. Haver Aslan), İstanbul 1984; Âşıg Elesger (haz. İslam Elesgerov), Bakü 1988; İslam Elesger, “Âşık Elesger”, Azerbaycan Edebiyatı Tarihi, Bakü 2004, I, 568-581; Selim Refik, “Azerî Halk Edebiyatında ‘Deli Alı’ Destanı”, AYB, sy. 23 (1933), s. 415-419; “Âşık Elesger”, Azerbaycan Sovet Ensiklopediyası, Bakü 1976, I, 513; Yavuz Akpınar, “Elesger”, TDEA, III, 21-22.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul’da basılan (gözden geçirilmiş 2. basım) EK-1. cildinde, 129-130 numaralı sayfalarda yer almıştır.