CANFEDÂ HATUN

(ö. 1009/1600 [?])

III. Murad zamanında sarayın harem dairesinin nüfuzlu kethüdâsı.

Müellif:

III. Murad’ın annesi Nurbânû Sultan’ın câriyelerinden olup Kethüdâ Kadın olarak da anılan Canfedâ Hatun’un doğum ve ölüm tarihleri hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Önceleri Eski Saray’da hizmet ettikten sonra III. Murad zamanında kabiliyeti ve iyi huyu sayesinde ön plana çıkmış, Nurbânû Sultan’ın en gözde câriyesi ve sağ kolu haline gelmiştir. III. Murad’ın saltanatının başlarında haremde etkili ve birbirine rakip iki taraftan birini Nurbânû ve İsmihan Sultan ile Canfedâ Hatun, diğerini ise tek başına Haseki Safiye Sultan teşkil etmekteydi. Böylece bu dönemde Canfedâ Hatun sarayın dört güçlü kadınından birisi durumundaydı. Harem-i Hümâyun kethüdâsı mevkiine geldikten sonra da bütün haseki ve câriyelerin sorumlusu ve idarecisi oldu.

Nurbânû Sultan ölümü sırasında oğlu III. Murad’a kendisinden sonra her bakımdan Canfedâ Hatun’a güvenmesini söylemişti. Böylece Nurbânû Sultan’ın ölümünden sonra nüfuzu daha da artan Canfedâ Hatun kısa sürede Vâlide Safiye Sultan’ın da güvenini kazandı.

Canfedâ Hatun’u nüfuzunun zirvede olduğu bir dönemde rahatsız eden ve tenkit edilmesine sebep olan hususların başında, kardeşi Deli (Divane) İbrâhim Paşa’nın başarısız icraatı gelmekteydi. O sırada Diyarbekir beylerbeyi olarak vazife gören İbrâhim Paşa kötü idaresi yüzünden halkın şikâyetiyle görevinden alınmış ve hapsedilmişti. Canfedâ Hatun ise kardeşini takibe uğradığı dönemlerde yalnız bırakmamış, onun temize çıkması ve tekrar görevine iadesi için nüfuzunu kullanmaktan çekinmemiştir. Nitekim bütün başarısızlığına rağmen paşa, kız kardeşinin teşebbüsleri ve III. Murad’a sunduğu değerli hediyeler sayesinde görevine iade edilmiştir (Selânikî, I, 256, 351).

Canfedâ Hatun’un bundan başka birçok önemli hadisede de rol oynadığı bilinmektedir. 26 Ocak 1593’te yeniçeri ve sipahiye masar ulûfesinin dağıtılması sırasında paranın yetişmemesi yüzünden sipahilere eksik ödeme yapılması isyana sebep olmuştu. Âsiler Sadrazam Siyavuş Paşa ve Başdefterdar Emîr Paşa ile birlikte harem kethüdâsı Canfedâ Hatun’un da kendilerine teslim edilmesini istemişler, ancak uzun mücadelelerden sonra padişah ve saray halkının sert tutumu ile hadise yatıştırılmıştı (Selânikî, I, 302).

III. Murad’ın ölümünde (ö. 1595) geleneğe uygun olarak Vâlide Sultan dışındaki harem halkı Eski Saray’a nakledilirken artık yaşlanan ve nüfuzu azalan Canfedâ Hatun da Selânikî’nin belirttiğine göre “Âh el-mevt el-firâk” diyerek hamallar ve arabalarla taşınan eşyası ile Eski Saray’a gitmiştir. Hayatının bundan sonraki döneminde Eski Saray’da oturan kızların gelin edilmesiyle uğraşan Canfedâ Hatun’a III. Mehmed günde 100 akçe ulûfe ile senede dört “kat” yıllık ve diğer bazı tahsisatlarda bulunmuştur. Cömertliğiyle tanınan Canfedâ Hatun’un bir ara para sıkıntısı çektiğini haber alan padişah ulûfesini 200 akçeye, yıllık tahsisatını da sekiz “kat”a çıkarmıştır (Âlî, vr. 500a).

Canfedâ Hatun’un İstanbul ve çevresinde çeşitli hayır eserleri bulunmaktadır. İstanbul Karagümrük (Gümrükhane) semtinde Çukurbostan yakınında harap durumdaki bir mescidi ihya ederek cami haline getirmiş, ayrıca Saraçhane yakınında bir sebil yaptırmış, karşısındaki bir mescidi de tamir ettirmiştir. “Sâhib-i sebîl rûhuna içip de Fâtiha” (1002/1594) mısraı ile tarih düşürülen bu sebil ile mescid için 2 milyon akçe sarfettiği kaydedilmektedir. Sebilin açılışında 180 kıymetli serâser, atlas ve kemhâ dağıtılmıştır (Âlî, vr. 500b). Canfedâ Hatun’un Beykoz Akbaba’da ve başka yerlerde de çeşitli hayratı mevcuttur.

Dirayetli bir insan olan, aynı zamanda dindarlığı ile de tanınan Canfedâ Hatun zaman zaman sahip olduğu nüfuz ve iktidardan faydalanmış ve pek çok hadisede rol oynamıştır. Ancak bazı eserlerde onun Vâlide Nurbânû ve Safiye sultanların rüşvet ve hediye aracı olduğundan söz edilmesi ağır bir ithamdır. Nitekim devrinin bütün devlet erkânını çeşitli vesilelerle ağır bir dille tenkit eden Gelibolulu Âlî, Canfedâ Hatun’dan büyük bir sitayişle bahsetmektedir.


BİBLİYOGRAFYA

İstanbul Mahkemesi Sicilleri, İstanbul Şer‘iyye Sicilleri Arşivi, nr. 4, s. 2.

Âlî, Künhü’l-ahbâr, İÜ Ktp., TY, nr. 5959, vr. 499a-500b.

, I, 247, 256, 302, 351; II, 436.

Ayvansarâyî, Mecmûa-i Tevârih (haz. Fahri Ç. Derin – Vahid Çabuk), İstanbul 1985, s. 132.

a.mlf., Hadîkatü’l-cevâmi‘, II, 150.

, I, 206-207.

, III, 3, 71, 125, 145.

Tahsin Öz, İstanbul Camileri, Ankara 1962, I, 88.

, IX, 324.

R. Ekrem Koçu, “Canfeda Hatun”, , VI, 3370.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1993 yılında İstanbul’da basılan 7. cildinde, 150-151 numaralı sayfalarda yer almıştır.