ENVÂRÜ’t-TENZÎL ve ESRÂRÜ’t-TE’VÎL

Beyzâvî’nin (ö. 685/1286) Kur’an tefsiri.

Müellif:

Eserin girişinde belirttiğine göre Beyzâvî tefsir konusunda sahâbenin büyüklerine, tâbiîn âlimlerine, onların dışında kalan selef-i sâlihîne ait görüşlerin özünü ihtiva eden ve muteber kurrâdan nakledilen şâz kıraatler de dahil olmak üzere bütün kıraat vecihlerine, ayrıca belâgat inceliklerine yer veren bir tefsir yazmayı arzu etmiş, ancak böylesine zor bir işin kendi bilgi seviyesini aştığını düşünerek bundan vazgeçmişti. Nihayet ilmî birikiminin yeterli seviyeye ulaştığı yaşlılık döneminde bir istihâre yaptıktan sonra tasarladığı eseri yazmaya karar verdi. Kâtib Çelebi, onun bu kararında şeyhi Muhammed b. Muhammed et-Kütahtâî’nin (el-Kühcânî) etkili olduğunu nakleder (, I, 187).

Envârü’t-tenzîl’in başlıca kaynakları arasında Râgıb el-İsfahânî’nin el-Müfredât’ı, Zemahşerî’nin el-Keşşâf’ı ve Fahreddin er-Râzî’nin Mefâtîḥu’l-ġayb’ı yer alır. Beyzâvî, kelimelerin iştikakı ile taşıdıkları değişik mânaların tesbitinde el-Müfredât’tan; fıkıh, kelâm, mantık, felsefe ve tabiat ilimlerinde Mefâtîḥu’l-ġayb’dan; Kur’an’ın i‘câz vecihleri, lafız ve terkiplerin edebî tahlili, lugat ve belâgat kaideleri, sûrelerin faziletlerine ilişkin rivayetler ve Mu‘tezile’nin görüşleri gibi konularda da el-Keşşâf’tan faydalanmıştır. Bunlar arasında el-Keşşâf’tan fazlaca iktibaslar yaptığından Envârü’t-tenzîl bazı âlimlerce onun bir özeti olarak kabul edilmiştir.

Orta hacimde özlü bir tefsir olan Envârü’t-tenzîl’de rivâyet ve dirâyet metotları birlikte kullanılmıştır. Âyetler tefsir edilirken diğer âyetlere, hadislere, sahâbe sözlerine ve tâbiînin görüşlerine başvurulmuş, bunların zayıf olanlarına “kīle” veya “ruviye” ifadesiyle işaret edilmiştir. Bu arada İsrâiliyat türünden bazı rivayetlere de yer verilmiştir. Eserde geçmiş önemli müfessirlerin görüşleri özetlendikten sonra bazan bunlara Arap şiiriyle istişhâdda bulunularak, ayrıca dil kaidelerine ve aklî istidlâllere dayanılarak ortaya konan yeni görüşler ilâve edilmek suretiyle dirâyet metodu uygulanmıştır ki müellifin tefsir ilmindeki gücünü gösteren asıl bölümler bunlardır. İtikadî konulara ilişkin âyetler tefsir edilirken özellikle Mu‘tezile ile Ehl-i sünnet arasındaki ihtilâflara temas edilmiş ve genellikle Ehl-i sünnet’in görüşleri isabetli bulunmuştur. Ölümden sonra dirilişin imkânını ispat eden âyetin tefsirinde olduğu gibi (Envârü’t-tenzîl, I, 237) Kur’ân-ı Kerîm’de muarızlara karşı getirilen aklî delillerin mantıkî kıyas esasına göre açıklandığı görülür. Beyzâvî ahkâm âyetlerini tefsir ederken fıkhî mezhepler arasındaki ihtilâflardan bahsederek özellikle Şâfiîler’le Hanefîler’in istidlâl ettikleri âyetleri belirtmiş, Hanefîler’in görüşlerini isabetsiz bulup eleştirmiştir. Bu arada kevnî âyetleri yorumlarken ayrıntılı açıklamalar yapmış, dünyanın yuvarlaklığıyla hareket etmekte olduğu görüşünün savunulması örneğinde görüldüğü gibi (I, 186) isabetli bir ilmî tefsir metodu uygulamıştır.

Envârü’t-tenzîl, az sayıdaki İsrâiliyat’ın yanında sûrelerin faziletlerine dair uydurma hadislere yer vermesi, tarihî konulara ilişkin bazı yanlış bilgiler ihtiva etmesi, rivayet metodu yanında dirâyet metodunu uygulaması gibi hususlarda bazı âlimlerce tenkit edilmiştir (bk. BEYZÂVÎ). İsrâiliyat ve uydurma hadisler konusunda Kâtib Çelebi gibi bir kısım âlimlerin mazur göstermeye çalıştığı Beyzâvî’nin bu kusurları ilim adamlarının çoğunluğu tarafından önemli hata olarak değerlendirilmiştir. Eserde bu tür rivayetlerin bulunması, hadis usulü açısından bir araştırma yapılmadan Zemahşerî’nin el-Keşşâf’ındaki rivayetlerin aynen iktibas edildiğini göstermektedir.

Edebî ve felsefî tahlillerin veciz bir üslûpla ifade edilmesinden dolayı zor anlaşılmasına rağmen eser büyük itibar görerek medreselerde okutulmuş ve daha sonra yazılan tefsirler için vazgeçilmez bir kaynak olmuştur. Özellikle felsefe, kelâm ve tabiat konularına dair açıklamaları belâgat kaideleriyle mezcedip edebî bir üslûpla ortaya koyması onun beğenilen özellikleri arasındadır. İstanbul, Kahire, Bombay, Leknev gibi ilim merkezlerinde birçok defa basılan eseri H. L. Fleischer Leipzig’de neşretmiş (1846-1848), bu neşri esas alan Winand Fell tarafından hazırlanan bir fihristle birlikte aynı yerde tekrar basılmıştır (1878).

Eserin tamamı veya İhlâs ve Fâtiha sûreleriyle Âyetü’l-kürsî gibi bazı bölümleri üzerinde şerh, hâşiye ve ta‘lik tarzında gerçekleştirilen çalışmaların sayısı 250’den fazladır. İbn Temcîd (İstanbul 1287), Şeyhzâde (İstanbul 1283), Abdülhakîm es-Siyâlkūtî (Kahire 1271), Şehâbeddin el-Hafâcî (Kahire 1283) ve İsmâil b. Muhammed el-Konevî (İstanbul 1283) tarafından yapılan hâşiyeler Envârü’t-tenzîl üzerindeki çalışmaların en meşhurları arasında yer alır. Ayrıca Muhammed b. Muhammed b. Abdurrahman (ö. 874/1469) eseri ihtisar etmiş, Muhammed Abdürraûf el-Münâvî (ö. 1031/1622) el-Fetḥu’s-semâvî fî taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Beyżâvî (, I, 193, 194) ve Himmetzâde Muhammed b. Hasan ed-Dımaşkī (ö. 1175/1761) Tuḥfetü’r-râvî fî taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Beyżâvî (, I, 248) adlı eserlerinde tefsirde bulunan hadisleri tahriç etmişlerdir.


BİBLİYOGRAFYA

Beyzâvî, Envârü’t-tenzîl (Şeyhzâde, Hâşiye içinde), İstanbul 1282.

, I, 186-194.

, I, 334-336.

Cevdet Bey, Tefsir Tarihi, İstanbul 1927, s. 113-115.

, I, 616-618.

, I, 138-142, 248.

, I, 530-533; Suppl., I, 738-741.

a.mlf., “Beyzâvî”, , II, 593.

M. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve’l-müfessirûn, Kahire 1381/1961-62, I, 296-304.

Fâzıl b. Âşûr, et-Tefsîr ve ricâlüh, Tunus 1966, s. 95-107.

, X, 508.

, II, 528-535.

, s. 381-383.

Ali Şevâh İshak, Muʿcemü muṣannefâti’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm, Riyad 1403-1404/1983-84, II, 125-126.

İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Tarihi, Ankara 1988, II, 295-314.

Kāsid Yâsir ez-Zeydî, “Tefsîrü’l-Ḳurʾân bi’l-Ḳurʾân”, Âdâbü’r-râfideyn, XII, Musul 1980, s. 321-322.

J. Robson, “al-Bayḍāwī”, , I, 1163.

Yusuf Şevki Yavuz, “Beyzâvî”, , VI, 100, 102.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1995 yılında İstanbul’da basılan 11. cildinde, 260-261 numaralı sayfalarda yer almıştır.