HÂKİM el-CÜŞEMÎ

Ebû Sa‘d el-Muhassin b. Muhammed b. Kerrâme el-Hâkim el-Cüşemî (ö. 494/1101)

Zeydî müfessir, fakih ve kelâmcı.

Müellif:

Ramazan 413’te (Aralık 1022) Beyhak’a bağlı Cüşem (Cişüm) köyünde doğdu. Buraya gelip yerleşen ve aynı adla anılan bir Arap kabilesine mensuptur; nesebi Muhammed b. Hanefiyye vasıtasıyla Hz. Ali’ye ulaşır (İbn Funduk, s. 213). Brockelmann onun künyesini Ebû Saîd, adını Muhsin, dedesinin adını Kerâme ve doğum tarihini 431 (1040) olarak kaydediyorsa da (GAL, I, 524; Suppl., I, 731) doğrusu yukarıda belirtildiği gibidir (İbn Funduk, s. 212; Ziriklî, VI, 177). Dedesine nisbetle İbn Kerrâme ve Ebû Sa‘d künyeleriyle anılır. Cüşemî’ye “Hâkim” lakabının niçin verildiği hususunda kaynaklarda bir açıklama bulunmamakta, bunun hadis terimlerinden “hâkim”le bir ilgisinin olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak bazı Zeydî âlimleri, onun hadis ilminde hâkim seviyesinde bulunmadığı görüşündedir (Adnân Zerzûr, s. 66).

Cüşemî’nin öğrenimini dönemin meşhur âlim, fakih ve ediplerinin yetiştiği Beyhak ve Nîşâbur’da tamamladığı bilinmektedir. Kādî Abdülcebbâr’ın öğrencilerinden Ebû Hâmid Ahmed b. Muhammed b. İshak en-Nîsâbûrî’den Mu‘tezile kelâmı, usûl-i fıkıh ve hadis okudu. Onun ölümünden sonra Beyhak’taki Zeydiyye imamlarından Nâtık-Bilhakk’ın öğrencisi, İbn Ebü’t-Tayyib diye anılan Ebü’l-Hasan Ali b. Abdullah en-Nîsâbûrî’nin derslerine devam etti. Nîşâbur’a gidince de ilmî çalışmalarını sürdüren Cüşemî, Buhara Kādılkudâtı Ebû Muhammed Abdullah b. Hüseyin en-Nâsihî’den Hanefî fıkhı okudu. Ebü’l-Kāsım Muhammed b. Ahmed b. Mehdî el-Hasenî, Ebü’l-Berekât Hibetullah b. Muhammed el-Hasenî, Ebü’l-Fazl el-Mîkâlî, Ebû Muhammed Abdullah b. Hâmid el-İsfahânî ve Abdülgāfir el-Fârisî de onun çeşitli ilimlerdeki hocalarındandır. Ahmed b. Muhammed b. İshak el-Hârizmî, Ali b. Zeyd er-Rûkanî, kendi oğlu Muhammed ve meşhur müfessir Zemahşerî gibi âlimler de Cüşemî’nin talebeleri arasında yer alır.

Tahsil hayatının ilk yıllarında Mu‘tezile akaidi yanında Hanefî fukahasından ders aldığı için Hanefî fıkhına yönelen Cüşemî, yetiştiği bölgede hâkim olan düşüncenin tesiriyle daha sonra Zeydî fıkhını benimsedi. İtikadî konularda ise Zeydiyye ve Mu‘tezile’nin içinde yer alarak eserlerinde bu mezheplerin görüşlerini ele aldı ve en iyi şekilde savunmaya çalıştı (Ahmed Mahmûd Subhî, s. 230-250).

Cüşemî, hayatının sonlarına doğru yaşadığı bölgede Sünnîler’le Şîa arasında çıkan olaylar yüzünden Cüveynî ve Kuşeyrî’nin de aralarında bulunduğu pek çok Sünnî âlimle birlikte memleketinden ayrılmak zorunda kalıp çok sayıda Zeydî âlimin bulunduğu Mekke’ye gittiyse de fitnelerin baskısından burada da kurtulamadı. Cebriyye fırkası hakkında yazdığı Risâletü’ş-Şeyḫ Ebî Mürre ilâ iḫvânihi’l-Mücbire adlı eserinden dolayı bu fırkanın mensupları tarafından 3 Receb 494 (4 Mayıs 1101) tarihinde Mekke’de öldürüldü.

Eserleri. Kaynaklarda Cüşemî’nin tefsir, hadis, kelâm, fıkıh ve tarih konularında çoğu Arapça, bir kısmı Farsça olmak üzere kırkın üzerinde eser telif ettiği, ancak bunlardan çok azının günümüze ulaştığı belirtilir. Belli başlı eserleri şunlardır:

1. et-Tehẕîb (fî tefsîri’l-Ḳurʾân). Kur’ân-ı Kerîm’in tamamını tefsir ettiği en meşhur eseridir. Eserde âyetlerin tefsiri sırasında önce kırâat-i seb‘adaki farklı okuyuşlara işaret edilmiş ve kelimelerin sözlük anlamları verilmiş, daha sonra âyetlerin tefsirine geçilerek Mu‘tezile’nin görüşlerini teyit eden açıklamalar yapılmıştır. Mu‘tezilî müfessirlerin eserleri kaynak olarak kullanılmakla birlikte başta İbn Abbas, Mücâhid b. Cebr, Katâde b. Diâme ve Hasan-ı Basrî olmak üzere seleften gelen tefsir rivayetlerine ve nüzûl sebeplerine de geniş ölçüde yer verilmiş, bu özelliğinden dolayı eserin Taberî tefsirinin bir muhtasarı sayılabileceği ileri sürülmüştür. Bilgilerin kesbî oluşunun ispatı ve Cebriyye’nin tenkidi eserin önemli özelliğini oluşturmaktadır. Bu arada nübüvvet, mûcize, rızık ve ecel, kabir azabı, hayat, ölüm, fenâ ve bekā gibi kelâmî ve felsefî konulara da temas edilmiştir. Zemahşerî’nin tefsiri dahil Zeydîi‘tizâlî tefsirlerin ana kaynağı olan kitabın tamamı on cilttir. Çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 101 [III. cilt]; , I, 524; Suppl., I, 732; Adnân Zerzûr, s. 491; Hâkim el-Cüşemî, Risâletü İblîs, nâşirin mukaddimesi, s. 11) eser üzerinde Adnân Zerzûr el-Ḥâkim el-Cüşemî ve menhecühû fi’t-tefsîr adıyla bir doktora çalışması yapmıştır (bk. bibl.).

2. Risâletü İblîs ilâ iḫvânihî mine’l-Mücbire ve’l-Müşebbihe fi’ş-şikâyeti ʿani’l-Muʿtezile (Risâletü’ş-Şeyḫ Ebî Mürre ilâ iḫvânihi’l-Mücbire). Cebriyye ile Müşebbihe fırkalarının görüşlerini çürütmek amacıyla kaleme alınan eser Hüseyin el-Müderrisî tarafından tahkik edilmiş ve Risâletü İblîs ilâ iḫvânihi’l-menâhîs adıyla yayımlanmıştır (Beyrut 1415/1995).

3. Tenbîhü’l-ġāfilîn ʿan feżâʾili’ṭ-Ṭâlibiyyîn. Müellif bu eserinde, Hz. Ali ve Ehl-i beyt hakkında nâzil olduğu kanaatini taşıdığı âyetleri mushaftaki tertibe göre ele alarak tefsir etmiş, daha sonra bu âyetlerin onlar hakkında indiği yolunda gelen rivayetlere yer vermiştir. Cüşemî’ye göre övgü ifade eden, dünyada zafer, âhirette rahmet vaad eden âyetler Ehl-i beyt hakkında nâzil olmuştur. Eserin bilinen iki nüshası San‘a’da el-Câmiu’l-kebîr’de (el-Mektebetü’l-Garbiyye, nr. 32, 287) bulunmaktadır (a.g.e., s. 11). Adnân Zerzûr bu nüshalardan söz etmeden San‘a Kütüphanesi’nde bir yazmasına işaret etmekte (nr. 159) ve bundan çekilmiş bir mikrofilmin de Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de bulunduğunu (nr. 27.622 b) söylemektedir (el-Ḥâkim el-Cüşemî, s. 96).

4. et-Teʾs̱îr ve’l-müʾes̱s̱ir. Eşyanın yaratılışı ve icadı, âlemin kıdemi ve hudûsü gibi çeşitli kelâmî meselelerin ele alındığı eserin yazma bir nüshası San‘a’da el-Câmiu’l-kebîr Kütüphanesi’nde mevcut olup muhtemelen bu nüshadan çekilmiş mikrofilmi de Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de bulunmaktadır (nr. 2119).

5. Şerḥu ʿUyûni’l-mesâʾil. Kendi eseri ʿUyûnü’l-mesâʾil’in şerhidir. İslâm dışı fırkalar, ehl-i kıble olan fırkalar, Mu‘tezile ve meşhur âlimleri, tevhid, ta‘dîl ve tecvîr, nübüvvet konuları ve şer‘î deliller olmak üzere yedi bölümden oluşan kitabın yazma nüshaları San‘a’da el-Câmiu’l-kebîr Kütüphanesi’nde (nr. 212) ve Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de (nr. 169, 306) kayıtlıdır. Eserin bir bölümü, “eṭ-Ṭabaḳatâni’l-hâdiyete ʿaşerete ve’s̱-s̱âniyete ʿaşerete min kitâbi Şerḥi’l-ʿUyûn” başlığı ile Fuâd Seyyid tarafından Fażlü’l-iʿtizâl ve Ṭabaḳātü’l-Muʿtezile adlı mecmuanın içinde neşredilmiştir ([Tunus 1393/1974], s. 359-393).

6. Cilâʾü’l-ebṣâr fî mütûni’l-aḫbâr. İman, ilim ve âlimlerin fazileti, Hz. Ali ve Ehl-i beyt’in üstünlüğü, namaz, oruç, hac, cihad gibi çeşitli konulardaki hadislerin şerhedildiği yirmi altı bablık bu eserden seçilmiş bazı kısımları Wilferd Madelung yayımlamıştır (Aḫbâru eʾimmeti’z-Zeydiyye, s. 121-133; yazma nüshası için bk. San‘a, el-Câmiu’l-kebîr Ktp., nr. 137 [Hadis]).

7. er-Risâletü’t-tâmme fî naṣîḥati’l-ʿâmme (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 810, 7 varak) (eserler hakkında geniş bilgi için bk. , I, 524; Suppl., I, 731-732; Adnân Zerzûr, s. 93-113, 490-492; Ahmed Mahmûd Subhî, s. 228-229, 251-254; Hâkim el-Cüşemî, Risâletü İblîs, nâşirin mukaddimesi, s. 9-15).


BİBLİYOGRAFYA

Hâkim el-Cüşemî, Risâletü İblîs ilâ iḫvânihi’l-menâhîs (nşr. Hüseyin el-Müderrisî), Beyrut 1415/1995, nâşirin mukaddimesi, s. 9-15.

İbn Funduk, Târîḫ-i Beyhaḳ (nşr. A. Behmenyâr), Tahran 1317 hş./1938, s. 212-213.

, I, 517.

, I, 524; Suppl., I, 731-732.

, VI, 176-177.

Adnân Zerzûr, el-Ḥâkim el-Cüşemî ve menhecühû fi’t-tefsîr, Dımaşk 1971.

Fuâd Seyyid, “Tercemetü’l-Ḥâkim el-Cüşemî”, Fażlü’l-iʿtizâl ve Ṭabaḳātü’l-Muʿtezile, Tunus 1393/1974, s. 353-358.

Ahmed Mahmûd Subhî, ez-Zeydiyye, Kahire 1404/1984, s. 228-254.

W. Madelung, Aḫbâru eʾimmeti’z-Zeydiyye, Beyrut 1987, s. 119-133.

a.mlf., “al-Ḥākim al-D̲h̲us̲h̲amī”, , s. 343.

Mustafa Bilgin, Tefsirde Mutezile Ekolü (doktora tezi, 1991), UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 207-213.

Mes‘ûd-i Celâlî Mukaddem, “İbn Kerrâme”, , IV, 515-518.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul’da basılan 15. cildinde, 185-187 numaralı sayfalarda yer almıştır.