İZZET MEHMED PAŞA, Safranbolulu

(1743-1812)

Osmanlı sadrazamı.

Müellif:

1156 (1743) yılı ortalarında Safranbolu’da doğdu. Zülüflü baltacılardan İbrâhim Ağazâde Ali Ağa’nın oğludur. 1173’te (1760) İstanbul’a, Sarı Mustafa Paşa Kethüdâsı diye bilinen amcası Kaptanıderyâ Benli Hacı Mustafa Paşa’nın yanına gitti. Bunun oğlu İbrâhim Beyefendi ile birlikte kitâbet ve inşâ dersleri aldı. Daha sonra Baltacı Ocağı’na girdi ve burada Kaptanıderyâ Mustafa Paşa Biraderzâdesi diye meşhur oldu. Ardından Silâhdar Seyyid Mehmed Efendi’ye intisap etti ve Halife unvanıyla anılmaya başlandı. Bir süre kapı hasekiliği, Dârüssaâde ağası yazıcılığı yaptı. Bu görevi sırasında Haremeyn gelirlerinin toplanmasındaki hizmetlerine mükâfat olarak 4 Cemâziyelevvel 1193’te (20 Mayıs 1779) kendisine Muhâsebe-i Evvel pâyesi hil‘atiyle samur kürk giydirildi (Cevdet, II, 126). Aynı yılın 23 Ağustosunda Darphâne eminliğine ve Şah Sultan kethüdâlığına getirildi. Bu arada Halil Hamîd Paşa’nın kızı ile evlendi. 2 Receb 1199 (11 Mayıs 1785) tarihinde Darphâne eminliğinden alındı ve üzerinde sadece Şah Sultan kethüdâlığı kaldı. Birkaç ay sonra da şehreminliğe tayin edildi. 25 Cemâziyelevvel 1200’de (26 Mart 1786) Tersane emini oldu, fakat çok geçmeden vezirlik rütbesiyle Hanya muhafızlığına (a.g.e., III, 272), 23 Kasım’da Diyarbekir beylerbeyiliğine, 15 Rebîülevvel 1201’de (5 Ocak 1787) İç İl sancak beyliğine, bir ay sonra Bender Kalesi muhafızlığına, 21 Nisan’da Cidde valiliğine, ardından da Boğaz Hisarı muhafızlığına getirildi.

1205 Recebinde (Mart 1791) Mısır valiliğine tayin edilen İzzet Mehmed Paşa bu görevi sırasında başarılı hizmetlerde bulundu ve bazı ayaklanmaları bastırdı (a.g.e., V, 279-281). Nizâm-ı Cedîd çerçevesinde yapılmakta olan yenilikler için yeni gelir kaynakları bulabilecek yetenekli bir sadrazam aranırken iki yıldan fazla bir süredir Mısır’daki hizmetleriyle adı duyulan İzzet Mehmed Paşa hatıra geldi. 5 Şevval 1207’de (16 Mayıs 1793) Anadolu beylerbeyiliğine getirildi ve daha görev yeri olan Kütahya’ya ulaşmadan merkeze çağrılarak Melek Mehmed Paşa’nın yerine sadrazamlığa tayin edildi (25 Rebîülevvel 1209 / 20 Ekim 1794). Sadrazamlığa tayini münasebetiyle Enderunlu Fâzıl, “Mühr-i emânet erdi Melek’ten Mehmed’e” mısraıyla tarih düşürmüştür.

Sadrazamlığa getirilen kimsenin kırk mülâzemet vermesi âdetti; bu mülâzemetler öteden beri şefaat ve rica ile verilir, genellikle de ehil olmayanlara düşerdi. İzzet Mehmed Paşa, yersiz mülâzemet verilmesini uygun bulmayıp mülâzemetleri ulemâdan birkaç mümeyyiz tayiniyle medrese talebesinden imtihanla hak edenlere verdirmiş, ayrıca her birine 15’er kuruş ihsanda bulunmuş, böylece daha sadâretinin başında olumlu bir iş yapmıştır.

I. Abdülhamid döneminde iki defa bu görevde bulunan Bolulu İzzet Mehmed Paşa ile karıştırılmaması için bazan “Sânî” diye anılan (a.g.e., VI, 139) Safranbolulu İzzet Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı Nizâm-ı Cedîd faaliyetleri içinde geçti. Onun zamanında Tersane’de yapımına başlanan büyük havuz için Fransa’dan ve İsveç’ten uzmanlar getirtilmiştir. Nizâm-ı Cedîd askerleriyle de yakından ilgilenen paşa III. Selim tarafından değerli bir hançer, istiklâlini hâvi bir hatt-ı hümâyun ve samur kürkle taltif edilmiştir (a.g.e., VI, 386-387, 394). İzzet Mehmed Paşa döneminin önemli olaylarından ilki, 1209’da (1795) çıkan ve on bir saat kadar devam eden İstanbul yangınıdır. Bu yangında Balıkpazarı, Uzunçarşı ve Ahî Çelebi Camii civarı tamamen yanıp kül olmuştur. İkinci önemli hadise 1212 (1797) sonlarında başlayan Pazvandoğlu Osman ayaklanmasıdır. Nizâm-ı Cedîd’e muhalif olan bu âsi Rumeli âyanının cezalandırılması için Bâbıâli’de toplanan olağan üstü mecliste hükümet kuvvetlerinin başına Kaptanıderyâ Küçük Hüseyin Paşa getirilmiştir. Pazvandoğlu’nun kuvvetleriyle çeşitli cephelerdeki çarpışmalarda hükümet kuvvetleri galip gelmişse de Pazvandoğlu isyanı tamamen bastırılamamıştır. İzzet Mehmed Paşa döneminin en önemli siyasî olayı ise kendi hükümetinin tanıdığı ihtilâl Fransa’sının Mısır’ı işgal etmesidir. Zilkade 1212’de (Mayıs 1798) Tulon’dan hareket eden Napolyon Bonapart kumandasındaki Fransız donanması temmuz başında İskenderiye Limanı’na varmış, fazla bir direnişle karşılaşmadan şehri teslim almış ve Ehramlar Savaşı’nı kazanarak 23 Temmuz günü Kahire’ye girmiş, fakat ağustos başında Ebûkīr Savaşı’nda İngiliz donanmasına yenilmiştir.

Mısır’da bu gelişmeler olurken daha önce burada valilik yapan, dolayısıyla vilâyet ahvalini bilmesi gereken, ayrıca birkaç aydır Fransa’nın Mısır’a saldıracağı söylentilerine rağmen tedbir almayan İzzet Mehmed Paşa 18 Rebîülevvel 1213’te (30 Ağustos 1798) sadrazamlıktan azledildi (a.g.e., VIII, 320). Sadâretten alındıktan sonra Sakız’a sürülen İzzet Mehmed Paşa buradan da mukātaasının bulunduğu Manisa’ya gönderilmiş ve 2 Ramazan 1227 (9 Eylül 1812) tarihinde orada ölmüştür. Fazla miktardaki parası devletçe müsadere edilmiştir.

İstanbul’da Balıkpazarı’nda (, III, 457) ve Safranbolu’da camisi bulunan İzzet Mehmed Paşa dört yıla yakın sadrazamlık yapmıştır. İzzet Mehmed Paşa, III. Selim tarafından tamahkâr, mürtekip, şahsî çıkarlarını devletin menfaatlerinin üstünde tutan, mîrî malını telef eden ve işlerinde gevşeklik gösteren biri olarak nitelenirken (Cevdet, VII, 320) çağdaş eserlerde tedbirli, cömert ve kimseyi incitmeyen bir kişi olarak tavsif edilmektedir (Ahmed Câvid, s. 49).


BİBLİYOGRAFYA

Halil Nûri, Târih, İÜ Ktp., TY, nr. 5996, 6000, 6001, tür.yer.

Ahmed Câvid, Verd-i Mutarrâ, İstanbul 1271, s. 47-49.

a.mlf., Hadîka-i Vekāyi‘ (nşr. Adnan Baycar), Ankara 1998, s. 8, 33, 67, 234, 235.

Mütercim Âsım Efendi, Târih, İstanbul, ts., I, tür.yer.

Mustafa Nûri Paşa, Netâyicü’l-vukūât (nşr. Mehmed Gālib Bey), İstanbul 1327, IV, 35-37.

, II, 126; III, 272; V, 103, 279-282; VI, 137-141, 327 vd., 355, 371-372, 386-387, 394, 402-406; VII, 302, 320; VIII, 320; X, 35-37.

, III, 456-457; IV, 437.

, IV, 73-76, 489, 546, 579, 585.

, IV/1, s. 604; IV/2, s. 454, 503.

, V, 22 vd.

İdris Bostan, “Osmanlı Bahriyesinde Modernleşme Hareketleri I, Tersanede Büyük Havuz İnşası, 1794-1800”, 150. Yılında Tanzimat, Ankara 1992, s. 69 vd.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2001 yılında İstanbul’da basılan 23. cildinde, 560-561 numaralı sayfalarda yer almıştır.