LUTFÎ

(ö. 897/1492 [?])

Çağatay şairi.

Müellif:

Doğum yeri genellikle Herat kabul edilmektedir. Janos Eckmann doğum tarihini 768 (1367) olarak gösterirken İsmail Hikmet Ertaylan 757 (1356) yılında dünyaya gelmiş olabileceğini söyler. Nevâî’nin gerek sûfîler tezkiresi Nesâyimü’l-mehabbe’de gerekse şairler tezkiresi Mecâlisü’n-nefâis’te verdiği bilgilere göre Mevlânâ Lutfî, gençlik yıllarında iyi bir tahsil görüp Arapça ve Farsça ile zâhirî ilimleri öğrendi, ardından bâtınî ilimlere yöneldi. 1411 yılında Şîraz Emîri İskender Mirza’nın yanında bulundu ve onun emriyle ilk eseri olan Gül ü Nevrûz adlı mesnevisini kaleme aldı. Bu mesnevide kendisini İskender Mirza’nın “eski kulu” olarak nitelendiren Lutfî, birkaç yıl sonra İskender Mirza üzerine yürüyen Şâhruh Mirza ile birlikte Herat’a döndü. Burada devrin önde gelen sûfîlerinden Şehâbeddîn-i Hıyâbânî’ye intisap ederek (1414 dolaylarında) tarikat ve sülûk âdâbını öğrendi. Hayatının sonuna kadar dervişlik yoluna bağlı kaldığı rivayet edilir. Ali Şîr Nevâî’nin bildirdiğine göre doksan dokuz yıl ömür süren Lutfî, Herat yakınlarındaki Dih-i Kenâr köyünde vefat etti ve oraya defnedildi (Nesâyim, vr. 169a; Mecâlisü’n-nefâis, vr. 668b-669a).

Lutfî’nin doğum tarihi gibi ölüm tarihi de kesin olarak belli değildir. Zeki Velidi Togan’ın belirttiğine göre ölüm tarihi hakkında tek kayıt, yegâne nüshası Kadı Kelân Kütüphanesi’nde bulunan Abdullâh-ı Kâbilî’nin Tezkiretü’t-tevârîh adlı eserinde yer almaktadır. Burada Lutfî’nin 17 Şâban 897 (14 Haziran 1492) tarihinde vefat ettiği kaydedilmektedir. Zeki Velidi ile İsmail Hikmet Ertaylan da bu tarihi kabul ederler (Lûtfi Divanı [haz. Ertaylan], s. 9). Bu tarih doğru ise doksan dokuz yıl yaşadığına dair Ali Şîr Nevâî’nin verdiği bilgi de göz önüne alındığında Lutfî’nin 798 (1396) yılında doğmuş olduğu söylenebilir. Janos Eckmann onun ölüm tarihini 867 (1463) olarak göstermiş (Ph.TF, II, 308), Hofman ise 1465-66 veya 1492 tarihlerini vermiştir (Turkish Literature, s. 63).

Lutfî Timur, oğlu Şâhruh, onun oğlu Baysungur Mirza, oğlu Ebü’l-Kāsım Bâbür, Mîrân Şah’ın torunu Ebû Said Mirza Han, Baysungur’un oğlu Alâüddevle Mirza ve Ömer Şeyh’in oğlu İskender Mirza’nın hizmetinde bulunup onların iltifat ve himayelerini görmüştür. Divanında Timurlu mirzalardan bazıları hakkında yazdığı kaside ve gazeller mevcuttur. Safiyyüddin, Leṭâʾifü’ṭ-ṭavâʾif adlı eserinde onun Baysungur Mirza’nın “terbiye-kerdesi” olduğunu kaydetmiştir (Lutfî Divanı [haz. Karaağaç], s. X).

Lutfî’nin şairliği hakkında ilk kayıt Devlet Şah tezkiresinde yer almaktadır. Nevâî de, “Mevlânâ Lutfî kendi zamanının melikü’l-kelâmı idi. Farsça ve Türkçe şiir söylemede benzeri yoktu, fakat Türkçe şiirde şöhreti daha fazladır ve Türkçe divanı meşhurdur” demektedir (Mecâlisü’n-nefâis, vr. 668b). Nevâî, Hâlât-ı Seyyid Hasan Big risâlesinde (vr. 735a) Seyyid Hasan Big’in Mevlânâ Lutfî’yi beğendiğini ve Türkçe şiirlerinden beyitler okuduğunu, Hâlât-ı Pehlevân Muhammed risâlesinde de (vr. 740a-b) şiirleri “zaman sayfasında geçen” şairlerden ilk akla gelenin Lutfî olduğunu kaydeder. Muhâkemetü’l-lugateyn’de (vr. 781a) Timur devrinden onun halefi ve oğlu Şâhruh devrinin sonuna kadar Sekkâkî, Haydar Hârizmî, Atâî, Mukīmî, Yakīnî, Yûsuf Emîrî, Gedâyî gibi Türkçe şiir söyleyen pek çok şair yetiştiğini, fakat Farsça şiir söyleyen şairler arasında Mevlânâ Lutfî’den başka okunmaya değer şair bulunmadığını belirtir. Lutfî, doksan yaşlarını aştığı yıllarda büyük üstadı Hazret-i Mahdûmî (Molla Abdurrahman-ı Câmî) hakkında “sühan” redifli Farsça bir kaside yazıp ona ithaf etmiş ve bu şiir çok beğenilmiştir. Câmî, Lutfî’nin “âfitâb” redifli Farsça bir matlaını gazel şeklinde tamamlayarak kendi divanına almıştır (Dîvân, s. 360; Ali Şîr Nevâî, Nesâyim, vr. 169a).

Orta Asya klasik Türk edebiyatının ilk büyük şairi olan Lutfî asıl gücünü gazelleriyle tuyuğlarında göstermiştir. Dili sade ve âhenkli olup klasik mazmun ve imajları ustalıkla kullanmış, şiirlerinde halk inançlarına, örf ve âdetlerine yer vermiş, bazı tarihî olaylara telmihlerde bulunmuş, yer yer kendi hayatına temas etmiştir. Şiirleri XV. yüzyıl başlarında Mâverâünnehir, Horasan ve Irak’ta şöhret kazanmıştır.

Eserleri. 1. Gül ü Nevrûz. Lutfî’nin ilk eseri olan bu mesnevi, Celâleddin Tabîb’in 734 (1334) yılında yazdığı aynı addaki Farsça mesnevinin Türkçe’ye tercümesidir. Lutfî, mesnevisini Ömer Şeyh Mirza’nın oğlu Şîraz Emîri İskender Mirza’nın emriyle 814’te (1411) kaleme almıştır. “Mefâîlün mefâîlün feûlün” vezninde ve 1228 beyit hacmindeki mesnevide doğuya mahsus bir aşk hikâyesi anlatılmaktadır. Şairin Çağatay edebî diline hâkimiyetiyle dikkat çeken mesnevi hikâye tekniği ve ifade güzelliğiyle de üstün bir eserdir. Eserin pek çok nüshası bulunmaktadır (London British Museum, Add. nr. 7914, vr. 50a-114a; Oxford Bodleian Library, nr. 73, 2111; Paris Bibliothèque Nationale, Suppl., Turc. nr. 993, vr. 79a-112a; Wien Staatsbibliothek, nr. 649; Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 1911, vr. 1b-38b; Millet Ktp., Arapça, nr. 86). 2. Divan. Lutfî’nin bu hacimli divanında bir tevhid, bir na‘t, dört kaside, 361 gazel, 113 tuyuğ ve elli yedi müfred yer almaktadır. Bilinen yirmi kadar nüshası muhteva ve dil bakımından farklılıklar göstermektedir (XVI. yüzyıl başlarında istinsah edilen Toronto nüshası: TC I iii; 914’te [1508] Herat’ta istinsah edilen Londra nüshası: British Museum, Add. nr. 7914; XVI. yüzyılda istinsah edilen Paris nüshası: Bibliothèque Nationale, Suppl., Turc, nr. 981; yine XVI. yüzyılda istinsah edilen Viyana Gotha nüshası: T 211; XVI veya XVII. yüzyıllarda istinsah edilen Bursa nüshası: Bursa Müzesi Ktp., nr. 113/156; Taşkent Özbek İlimler Akademisi’nde dört nüsha; Leningrad Asya Müzesi’nde iki nüsha: A 109, C 1922; İÜ Ktp., TY, nr. 5452; Tahran Sipehsâlâr Ktp., nr. 174; Medine Ârif Hikmet Ktp., nr. 81/811 vb.; tenkitli neşri için bk. Lutfî Divanı: Giriş-Metin-Dizin-Tıpkıbasım [haz. Günay Karaağaç], Ankara 1997). 3. Zafernâme. Lutfî’nin elde bulunmayan bu kitabının tarihçi Şerefeddin Ali Yezdî’nin aynı addaki eserinin Türkçe’ye tercümesi olduğu tahmin edilmektedir. Nevâî, Zafernâme’nin 2000 kadar beytinin müsvedde halinde kaldığını ve temize çekilmediği için şöhret bulmadığını belirtmiştir (Mecâlisü’n-nefâis, vr. 669b).

Nevâî Lutfî’nin Farsça şiirler yazdığını, ancak bunların Türkçe şiirleri kadar meşhur olmadığını söylemektedir. Şiirler bir divanda toplanmadığı için günümüze ulaşmamıştır. Hâfız-ı Şîrâzî ve Kemâl-i Hucendî’yi örnek alan bu şiirlerden bir kısmına bazı mecmualarda rastlanmaktadır. Edgard Blochet, Lutfî’nin Seyfü’l-mülûk ve bedîu’l-cemâl adlı bir mesnevisinin bulunduğunu kaydetmişse de (Bibliothèque Nationale, 998 numarada kayıtlı bir mecmua içinde, Gül ü Nevrûz ile birlikte) M. Fuad Köprülü bunun doğru olmadığını söylemiş (İA, III, 292), Günay Karaağaç da eserin Meclisî’ye ait bulunduğunu tesbit etmiştir (Lutfî Divanı [haz. Karaağaç], s. XVII).

BİBLİYOGRAFYA
Lûtfi Divanı (haz. İsmail Hikmet Ertaylan), İstanbul 1960, s. 1, 9; a.e.: Giriş-Metin-Dizin-Tıpkıbasım (haz. Günay Karaağaç), Ankara 1997, tür.yer.; Abdurrahman-ı Câmî, Dîvân, Tahran 1341, s. 360; Ali Şîr Nevâî, Hutbe-i Devâvîn, TSMK, Revan Köşkü, nr. 808, vr. 4b-5b; a.mlf., Nesâyimü’l-mehabbe min şemâyimi’l-fütüvve, TSMK, Revan Köşkü, nr. 808, vr. 169a (haz. Kemal Eraslan, Ali Şîr Nevâî, Nesâyimü’l-mahabbe min şemâyimi’l-fütüvve, I, Metin, Ankara 1996); a.mlf., Mecâlisü’n-nefâis, TSMK, Revan Köşkü, nr. 808, vr. 668b-669a (haz. Kemal Eraslan, Alî Şîr Nevâyî, Mecâlisü’n-nefâyis, c. I-II, Ankara 2001); a.mlf., Hâlât-ı Seyyid Hasan Big, TSMK, Revan Köşkü, nr. 808, vr. 735a (haz. Kemal Eraslan, “Nevâyî’nin Hâlât-ı Seyyid Hasan Big Risâlesi”, TM, XVI [1971], s. 89-110); a.mlf., Hâlât-ı Pehlevân Muhammed, TSMK, Revan Köşkü, nr. 808, vr. 740a-b (haz. Kemal Eraslan, “Alî Şîr Nevâyî’nin Hâlât-ı Pehlevân Muhammed Risâlesi”, TM, XIX [1980], s. 99-164); a.mlf., Muhâkemetü’l-lugateyn, TSMK, Revan Köşkü, nr. 808, vr. 781a (haz. F. Sema Barutçu Özönder, Alî Şîr Nevâyî, Muhakemetü’l-lugateyn, İki Dilin Mukayesesi, Ankara 1996); Devletşah, Tezkire (trc. Necati Lugal), İstanbul 1967, IV, 572; Safiyyüddin, Leṭâʾifü’ṭ-ṭavâʾif (trc. Ch. Schefer), Paris 1883-85, I, 105; Sekkâkî, Dîvân-ı Sekkâkî, British Museum, Or., nr. 2079, vr. 2a-b (haz. Kemal Eraslan, Mevlânâ Sekkâkî Divanı, Ankara 1999); Handmîr, Ḥabîbü’s-siyer, Tahran 1271, III, 199; Zeki Velidî Togan, Çagataiskii poet Lutfıy i ego Divan, Kazan 1914; J. Eckmann, “Die Tschaghataische Literatur”, Ph.TF, II, 304-402; H. F. Hofman, Turkish Literature a biobibliographical survey, Utrecht 1969, section III, part I, volume 4-6, s. 63; Kemal Eraslan, “XV. Yüzyıl Çağatay Edebiyatı”, Büyük Türk Klâsikleri, İstanbul 1986, III, 72-79; İsmail Aka, Timur ve Devleti, Ankara 1991, s. 137; a.mlf., Timurlular, Ankara 1995, s. 90, 197; Adnan İnce, “Gül ü Nevrûz Mesnevileri ve Sâbir’in Eserinden Seçme Beyitler”, TUBA, XXII (1998), s. 103-131; M. Fuad Köprülü, “Çağatay Edebiyatı”, İA, III, 291-292.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara’da basılan 27. cildinde, 231-233 numaralı sayfalarda yer almıştır.