ŞÂTIBÎ, Kāsım b. Fîrruh

Ebû Muhammed (Ebü’l-Kāsım) Kāsım b. Fîrruh b. Halef eş-Şâtıbî er-Ruaynî (ö. 590/1194)

Kıraat âlimi.

Müellif:

538 yılı sonlarına doğru (Haziran 1144) Endülüs’ün doğusundaki Belensiye (Valencia) eyaletine bağlı Şâtıbe (Jativa) şehrinde doğdu. Ruaynî nisbesiyle anılması, eşinin Yemen’den Mısır’a göç eden Himyerîler’e mensup Ruayn (Zû Ruayn) kabilesine mensubiyetiyle ilgilidir (babasının ismi hakkında bilgi için bk. Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî, s. 38-39). Doğuştan gözleri görmeyen Şâtıbî, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledikten sonra öğrenime başladı. İbnü’l-Lâyüh diye bilinen Ebû Abdullah Muhammed b. Ebü’l-Âs en-Nefzî’den kırâat-i aşereyi okudu. Genç yaşta bir süre hatiplik / vâizlik yaptı ve ardından Belensiye’ye gitti. Burada Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Hüzeyl’e Ebû Amr ed-Dânî’nin et-Teysîr’ini ve diğer kıraatleri ezberden arzetti. Ebû Abdullah Muhammed b. Yûsuf b. Müferric el-İşbîlî’den Mehdevî’nin Şerḥu’l-Hidâye fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿ adlı eserini rivayet etti. Ayrıca Ebü’l-Kāsım İbn Hubeyş’ten İbn Atıyye el-Endelüsî’nin tefsirini, Ebû Abdullah Muhammed b. Hamîd’den İbn Şüreyh’in el-Kâfî fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿ, Sîbeveyhi’nin el-Kitâb, Müberred’in el-Kâmil, İbn Kuteybe’nin Edebü’l-Kâtib adlı kitaplarını okudu. Ebü’l-Hasan Ali b. Abdullah b. Halef b. Ni‘me el-Belensî, Ebû Abdullah Muhammed b. Abdürrahîm el-Ensârî el-Gırnâtî ve Ebû Muhammed Âşir b. Muhammed b. Âşir el-Ensârî, Şâtıbî’nin kıraat, tefsir, hadis, fıkıh, nahiv gibi ilimlerde faydalandığı diğer hocalarındandır.

Şâtıbî öğrenimini tamamladıktan sonra Şâtıbe’ye dönüp bir süre hocalık yaptı; bu arada kendisine teklif edilen hatiplik görevini de hutbelerde idarecilerin övülmesi için baskı yapıldığından kabul etmeyerek 572’de (1176) hacca gitmek üzere memleketinden ayrıldı. Yolculuğu sırasında uğradığı İskenderiye’de Ebû Tâhir Ahmed b. Muhammed el-İsfahânî ve diğer bazı hocalardan hadis dinledi. Hac görevini yerine getirmesinin ardından Kahire’ye yerleşip burada evlendi ve ölümüne kadar Kahire’de yaşadı. Amr b. Âs Camii’nde kıraat okutmaya başlayan Şâtıbî’yi daha sonra Kādî el-Fâzıl kendi yaptırdığı Fâzıliyye Medresesi’ne yerleştirdi; kıraat, hadis ve Arapça dersleri vermesi için görevlendirdi. Endülüs’te başladığı Ḥırzü’l-emânî (eş-Şâṭıbiyye) adlı kasidesini burada tamamladı, diğer eserlerini de burada yazdı.

Kudüs’ü Haçlılar’ın elinden alan Selâhaddîn-i Eyyûbî’yi tebrik etmek için 589’da (1193) gittiği Kudüs’te ramazan ayını geçirdikten sonra Kahire’ye döndü. Kıraat, tefsir, hadis, sarf, nahiv gibi alanlarda çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Başta Ḥırzü’l-emânî ve ʿAḳīletü etrâbi’l-ḳaṣâʾid adlı eserlerine birer şerh yazan Alemüddin es-Sehâvî olmak üzere eş-Şâṭıbiyye’yi Endülüs’ün diğer bölgelerine götürerek buralarda okutan Ebû Bekir Muhammed b. Vaddâh el-Lahmî el-Endelüsî, oğlu Ebû Abdullah Muhammed, damadı Kemâleddin Ali b. Şücâ‘ b. Sâlim, Ebû Abdullah Muhammed b. Ömer el-Kurtubî, Ali b. Muhammed b. Mûsâ et-Tücîbî, İbnü’l-Cümmeyzî diye tanınan Ebü’l-Hasan Ali b. Hibetullah b. Selâme ve Ebü’l-Kāsım Sedîdüddin Îsâ b. Mekkî el-Âmirî onun talebeleri arasında yer alır. Çok zeki olduğu ve kuvvetli bir hâfızaya sahip bulunduğu belirtilen Şâtıbî 28 Cemâziyelâhir 590’da (20 Haziran 1194) Kahire’de vefat etti ve Karâfetüssuğrâ denilen yerdeki Kādî el-Fâzıl Türbesi’ne defnedildi. İbnü’l-Cezerî meşhur ziyaret mekânlarından olan kabrini birkaç defa ziyaret ettiğini ve bazı öğrencilerinin kabri başında kendisine eş-Şâṭıbiyye’yi arzettiklerini belirtmektedir (Ġāyetü’n-Nihâye, II, 23). Çocuklarından Ebû Abdullah Muhammed 655 (1257) yılına kadar yaklaşık seksen yıl yaşamış, kızı da öğrencilerinden Ali b. Şücâ‘ b. Sâlim’le evlenmiştir.

Şâtıbî’nin çeşitli ilimlere dair pek çok metni ezberlediği, bu sebeple geniş bir ilmî birikim edindiği, çok sayıda insanın kendisinden faydalanmak için uzak bölgelerden Kahire’ye geldiği, özellikle kıraat derslerine yoğun ilgi duyulduğu, kendisi ve eserleri hakkında kasideler yazıldığı (Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî, s. 73-77) nakledilmektedir. Ayrıca onun doğru sözlü, ihlâslı, az konuşan, sade bir hayat yaşayan, ibadete düşkün, takvâ sahibi bir âlim olduğu, öğrencilerini ilimden başka şeylerle ilgilenmekten menettiği, bir defasında kendisini huzuruna davet eden Emîr İzzeddin Mûsik’e, “Fakih sizin kapınıza gelirse onda hayır yoktur” şeklinde karşılık verdiği kaynaklarda belirtilmektedir. İbn Ferhûn ve Bağdatlı İsmâil Paşa Şâtıbî’yi Mâlikî, diğer kaynaklar Şâfiî diye göstermektedir. O dönemde Endülüs’te Mâlikî mezhebinin yaygın olduğu göz önünde bulundurulursa onun başlangıçta Mâlikî iken Mısır’a yerleştikten sonra Şâfiî mezhebini benimsediği söylenebilir. Özellikle kıraat ilmindeki otoritesi herkes tarafından kabul edilen, ayrıca hadis hâfızı olan Şâtıbî, Buhârî ve Müslim’in el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’leri ile İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾına kendisine okunan nüshaları ezberden tashih edip gerekli açıklamaları yapacak kadar vâkıftı.

Eserleri. 1. Ḥırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî (eş-Şâṭıbiyye*). 1173 beyitten oluşan ve çeşitli kütüphanelerde yüzlerce nüshası bulunan eser (el-Fihrisü’ş-şâmil, I, 118-189) Ebû Amr ed-Dânî’nin et-Teysîr fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿinin manzum şeklidir (Hindistan 1862; Kahire 1302, 1304, 1910, 1926, 1347, 1937, 1940, 1980; Riyad 1980; Tanta 1412/1992; Medine 1989, 1416; nşr. Muhammed Temîm, 1417/1996). Eser çok rağbet görmüş, üzerinde şerhler yazılmış, kıraat öğretiminde temel kaynaklardan sayılmıştır. 2. ʿAḳīletü etrâbi’l-ḳaṣâʾid fî esne’l-maḳāṣıd. Yine Ebû Amr ed-Dânî’nin el-Muḳniʿ adlı eserinin manzum şekli olup 298 beyittir. eş-Şâṭıbiyyetü’ṣ-ṣuġrâ ve Ḳaṣîde râʾiyye ismiyle de bilinir. Dânî’nin eserine altı kelimenin imlâsına dair bilgi eklenen eserin (DİA, XXXI, 139) çeşitli baskıları yapılmıştır (Kahire 1301, 1328, 1329, 1355; İstanbul 1308; Kazan 1908). Hüseyin Rizevî tarafından Akīletü etrâbi’l-kasâid fî esne’l-makāsıd Tercümesi adıyla Türkçe’ye çevrilen eser üzerine (İÜ Ktp., TY, nr. 5868) birçok şerh yazılmıştır (bk. el-MUKNİ‘; ayrıca bk. Abdülhâdî Abdullah Hamîtû, s. 65-79). 3. Ḳaṣîde dâliyye. 500 beyitlik bu eser, İbn Abdülber en-Nemerî’nin et-Temhîd limâ fi’l-Muvaṭṭaʾ mine’l-meʿânî ve’l-esânîd’inin manzum şeklidir. 4. Nâẓımetü’z-zehr (fî aʿdâdi âyâti’s-süver). 297 beyit ihtiva eden eser, Ebû Amr ed-Dânî’nin el-Beyân fî ʿaddi âyi’l-Ḳurʾân adlı eserinin manzum şekli olup Mûsâ Cârullah (Orenburg 1910) ve Ali b. Muhammed ed-Dabbâ‘ (İtḥâfü’l-berere bi’l-mütûni’l-ʿaşere fi’l-ḳırâʾâti ve’r-resmi ve’l-âyi ve’t-tecvîd, Kahire 1354, s. 342-372) tarafından neşredilmiştir. Bu manzumeye dair Reîsülkurrâ Abdullah Eyyûbî’nin Levâmiʿu’l-bedr fî bustâni Nâẓımeti’z-zehr, Ebû Îd Rıdvân b. Muhammed’in el-Ḳavlü’l-vecîz fî fevâṣıli’l-Kitâbi’l-ʿAzîz adlı şerhleri vardır (Abdullah Muhammed el-Habeşî, III, 2007-2008). Ayrıca Abdülfettâh Abdülganî el-Kādî’nin esere Beşîrü’l-Yüsr şerḥu Nâẓımeti’z-zehr adıyla bir şerh yazmıştır (Kahire 1949). 5. eẓ-Ẓâʾât fi’l-Ḳurʾân (Manẓûme fî ẓâʾâti’l-Ḳurʾân). İçinde ”ظ“ harfinin bulunduğu kelimelerin köklerini bir araya getiren dört beyitlik bir manzumedir (nşr. Tâhâ Muhsin Abdurrahman, “Manẓûmâtü uṣûli’ẓ-ẓâʾâti’l-Ḳurʾâniyye”, MMMA [Küveyt], XXX/2 [July-December 1986], s. 638). Ayrıca Hediyyetü’l-ʿârifîn’de (I, 828) Şâtıbî’ye Tetimmetü’l-Ḥırz min ḳurrâʾi eʾimmeti’l-kenz adıyla bir eser daha nisbet edilmektedir. Bunların dışında Ali b. Abdülganî el-Husrî’nin “sûât” (سوءات) lafzıyla ilgili bilmecesine cevap olarak yazdığı on beyitlik bir manzumesi, ayrıca kıraat ilminin çeşitli konularına dair beyitleri mevcut olup bunlara başta Sehâvî’nin Fetḥu’l-vaṣîd’i olmak üzere sonraki eserlerde yer verilmektedir (Abdülhâdî Abdullah Hamîtû, s. 46). Şâtıbî hakkında Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî, Abdülhâdî Abdullah Hamîtû birer eser yazmıştır (bk. bibl.). Atıyye Kābil Nasr’ın da el-Ḳabesü’l-câmiʿ li-ḳırâʾati Nâfiʿ min ṭarîḳı’ş-Şâṭıbiyye adlı bir çalışması vardır (Kahire 1415/1994). Fatih Çollak Kırâat İlminde İmâm Şâtıbî ve eş-Şâtıbiyye adıyla doktora tezi hazırlamış (1991, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü), bu çalışma daha sonra basılmıştır (bk. bibl.) (şiirleri için ayrıca bk. Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî, s. 78-82).

BİBLİYOGRAFYA
Muvaffakuddin b. Osman, Mürşidü’z-züvvâr ilâ ḳubûri’l-ebrâr (nşr. M. Fethî Ebû Bekir), Kahire 1415/1995, s. 630-632; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, VIII, 293-296; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-ruvât, IV, 160-162; İbn Hallikân, Vefeyât, IV, 71-73; Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ (Altıkulaç), III, 1110-1115; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXI, 261-264; Sübkî, Ṭabaḳāt (Tanâhî), VII, 270-273; İbn Kesîr, el-Bidâye, XIII, 10; İbn Ferhûn, ed-Dîbâcü’l-müẕheb, II, 149-151; İbn Kunfüz, el-Vefeyât (nşr. Âdil Nüveyhiz), Beyrut 1971, s. 296; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 20-23; Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî, et-Tercemetü’l-kâmile li-Seyyidi’l-ḳurrâʾ: el-Fetḥu’l-mevâhibî fî tercemeti’l-İmâm eş-Şâṭıbî (nşr. İbrâhim b. Muhammed el-Cermî), Amman 1421/2000, s. 38-39, ayrıca bk. tür.yer.; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 343, 646-649; II, 1159, 1921; Brockelmann, GAL, I, 520-522; Suppl., I, 725-727; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 828; el-Fihrisü’ş-şâmil: ʿUlûmü’l-Ḳurʾân, maḫṭûṭâtü’l-ḳırâʾât (nşr. el-Mecmau’l-melekî), Amman 1987, I, 118-189; Abdülfettâh Abdülganî el-Kādî, el-Vâfî fî şerḥi’ş-Şâṭıbiyye fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿ, Medine 1411/1990, s. 4; Fatih Çollak, Kırâat Âlimlerinden İmâm Şâtibî ve “eş-Şâtıbiyye” Adlı Eseri, İstanbul 2002, s. 128-141; Abdullah Muhammed el-Habeşî, Câmiʿu’ş-şürûḥ ve’l-ḥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, III, 2007-2008; Abdülhâdî Abdullah Hamîtû, Zaʿîmü medreseti’l-es̱eriyye fi’l-ḳırâʾât ve Şeyḫu ḳurrâʾi’l-maġrib ve’l-meşriḳ el-İmâm Ebü’l-Ḳāsım eş-Şâṭıbî: Dirâse ʿan ḳaṣîdetihi Ḥırzi’l-emânî fi’l-ḳırâʾât, Riyad 1425/2005, s. 46, 65-79; F. Krenkow, “Şâtibî”, İA, XI, 352-353; Angelika Neuwirth, “al-S̲h̲āṭibī”, EI2 (İng.), IX, 365-366.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2010 yılında İstanbul’da basılan 38. cildinde, 376-377 numaralı sayfalarda yer almıştır.