TEBÂYÜN

İki varlık veya iki kavram arasındaki farklılığı ifade eden mantık terimi.

Müellif:

Sözlükte “farklı ve ayrı olmak” anlamındaki tebâyün “iki kavramdan her birinin diğerinin hiçbir ferdine yüklenmemesi” şeklinde tanımlanır. Meselâ at denilen hiçbir varlığa insan, insan denilen hiçbir varlığa at denilmediğinden at ve insan kavramları arasında tebâyün vardır. Tebâyün yerine onunla aynı kökten türeyen mübâyenet de kullanılır. Tebâyün tümel ve tikel olarak ikiye ayrılır. Tümel tebâyün “iki kavramdan her birinin diğerinin hiçbir ferdine yüklenmemesi”, tikel tebâyün “iki kavramdan birinin diğeri yokken anlaşılabilir olması” mânasına gelir (Tehânevî, I, 157). At ve insan kavramları tümel tebâyüne, kara ve metal kavramları tikel tebâyüne örnek teşkil eder. Çünkü bir şeyin kara olması onun metal olmasını gerektirmediği gibi metal olması da kara olmasını gerektirmez.

Bu aslî kullanım dışında mantıkçılar tebâyün kelimesine dört ayrı anlam verir. Birincisi iki kavramın beraberce doğru olmasının imkânsızlığıdır (Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Şerḥu’l-Mevâḳıf, s. 166). Meselâ beyaz ve siyah nitelikleri aynı anda bir şeye yüklenemez, çünkü bir şey aynı anda hem beyaz hem de siyah olamaz. İkincisi iki kavramın ifade ettiği varlığın özüne ilişkin (zatî) bir nitelikte ortak olmamasıdır (Tehânevî, I, 157). Meselâ insan ve kitap kavramları herhangi bir zatî nitelikte ortak değildir. Üçüncüsü birleşik mahiyetin, bir kısmı diğerine yüklenmeyen parçaları arasındaki ilişkidir (Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Şerḥu’l-Mevâḳıf, s. 115). Meselâ su hidrojen ve oksijenden oluşan birleşik bir niteliktir ve hidrojenle oksijenden biri diğerine yüklenmez. Dördüncüsü bir lafzın eş anlamlı olmadığı diğer lafızlara kıyasla durumudur. Meselâ insan ve kalem kelimeleri eş anlamlı değildir. Mantıkçılar bu tür lafızlara eş anlamlı lafızların mukabili olarak mütebâyin lafızlar adını verirler (Kutbüddin er-Râzî, s. 44). Tebâyün matematikte iki tam sayının birden başka tam sayıya kesirsiz biçimde bölünememesi durumu için de kullanılır. Meselâ yedi ve dokuz sayıları arasında böyle bir tebâyün vardır, çünkü bunlar birden başka tam sayıya bölünemez. İkisi de birden başka bir tam sayıya bölünebilen sayılar arasındaki ilişkiye ise “iştirak” veya “müşâreket” denir (Tehânevî, I, 156).

BİBLİYOGRAFYA
et-Taʿrîfât, “Tebâyün” md.; Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Şerḥu’l-Mevâḳıf, İstanbul 1266, s. 115, 166; a.mlf., Ḥâşiye ʿalâ Levâmiʿi’l-esrâr, İstanbul 1303, s. 44; Tehânevî, Keşşâf, I, 156-157; Kutbüddin er-Râzî, Levâmiʿu’l-esrâr fî şerḥi Meṭâliʿi’l-envâr, İstanbul 1303, s. 44.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2011 yılında İstanbul’da basılan 40. cildinde, 211-212 numaralı sayfalarda yer almıştır.