TEMÎMÎ, Takıyyüddin b. Abdülkādir

Takıyyüddîn b. Abdilkādir et-Temîmî ed-Dârî el-Gazzî el-Mısrî (ö. 1010/1601)

Hanefî fıkıh âlimi, kadı ve biyografi yazarı.

Müellif:

950 (1543) yılı başlarında Gazze’de doğdu. Hayatıyla ilgili en geniş bilgiyi veren Nev‘îzâde Atâî’nin kaydettiğine göre sahâbî Temîm ed-Dârî’nin soyundan gelmiş olup bundan dolayı Temîmîzâde diye tanınmıştır. Kahire’ye giderek Zeynüddin İbn Nüceym ve Nûreddin İbn Gānim el-Makdisî gibi âlimlerden ders aldı; Şâfiî mezhebine mensupken Hanefîliği benimsedi. Tahsilini tamamladıktan sonra Eşrefiyye ve Şeyhûniyye gibi medreselerde müderrislik yaptı. III. Murad’ın tahta geçmesinin (982/1574) ardından İstanbul’a giderek bazı kitaplarını sultanın hocası Hoca Sâdeddin Efendi’ye takdim etti, bu sebeple Mısır’da kadılık görevine tayin edildi. Temîmî, 992 (1584) yılında İstanbul’da Bayramzâde Zekeriyyâ Efendi ile defalarca bir araya geldiğini ve onun bazı eserlerini kendisine gösterdiğini, 993’te (1585) Anadolu kazaskerliğinden mâzul Bahâeddinzâde Abdullah Efendi ile görüştüğünü belirtir (eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye, III, 260; IV, 180). 997 Recebinde (Mayıs-Haziran 1589) bazı büyük âlimlere dil uzatması yüzünden Mısır’ın güneyindeki Nûbe bölgesinde İbrîm nahiyesine sürgün edildi. 1000 yılı Muharreminde (Ekim-Kasım 1591) İstanbul’a giderken bindiği gemi Sakız adasında parçalanıp malları yok olunca kendisine tekrar görev verildi. Atâî, Temîmî’nin ölüm tarihini 1005 (1597) yılı sonları diye kaydederken Muhibbî 5 Cemâziyelâhir 1010’da (1 Aralık 1601) Kahire’de vefat ettiğini belirtir (Ḫulâṣatü’l-es̱er, I, 480). Kâtib Çelebi, Temîmî’yi andığı yerlerde yazı ve rakamla 1005 yılını vermiş (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 152, 385, 394; II, 1017, 2049), iki yerde 1010 (1601) tarihi de rakamla kaydedilmiştir (a.g.e., II, 1098, 1099). Temîmî’nin kendisinden övgüyle söz ederek hakkında ayrıntılı bilgi verdiği Sun‘ullah Efendi’nin biyografisini yazarken Hoca Sâdeddin Efendi’nin 1008 (1599) yılında vefatı üzerine onun şeyhülislâmlık makamına getirildiğini söylemesi (eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye, IV, 95) kendisinin bu tarihte hayatta olduğunu ve Muhibbî’nin verdiği tarihin daha doğru kabul edilmesi gerektiğini göstermektedir. Temîmî’nin oğlu Hasan Efendi, Feyyûm ve Mansûre Kadısı Balıkzâde İbrâhim Efendi’nin damadı ve Nev‘îzâde Atâî’nin teyzesinin kocası olup Mısır’ın Reşîd ve Dimyât kazalarında birçok defa kadılık görevinde bulunmuştur. Atâî, Temîmî’nin Mısır’a kadı tayin edildiğini söylemekle birlikte görev yerini belirtmemiştir. Kehhâle, Kahire yakınındaki Cîze ve çevresinde bu görevi yerine getirdiğini kaydetmekte (Muʿcemü’l-müʾellifîn, III, 91), eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye’nin yazıldığı yerle ilgili kayıtlardan onun Nil kıyısındaki Füve kasabasında ve Konya’da da kadılık yaptığı anlaşılmaktadır (aş.bk.). Kahire’den sonra İstanbul’da öğrenim gören, ardından Rumeli, Selânik ve Üsküp kadılığı yapan Şehâbeddin el-Hafâcî, Temîmî ile dost olduğunu, zaman zaman yazıştıklarını belirterek ona gönderdiği bazı beyitleri zikretmiştir.

Eserleri. 1. eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye fî terâcimi’l-Ḥanefiyye. Müellif eserine bu adı vermekle birlikte Hafâcî ve Muhibbî kitabı Ṭabaḳātü’l-Ḥanefiyye diye anmaktadır. eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye nâşiri, Kâtib Çelebi’nin, müellifin bu eseri 993’te (1585) tamamladığını belirttiği halde kitabın sonunda, “989 yılında Füve şehrinde kadı iken telif edilmiştir” ibaresinin bulunduğunu söylemesini (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1098) şöyle açıklamaktadır: eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye’nin sonundaki bilgiden de anlaşıldığı üzere (Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1113, vr. 409) Temîmî bu eserin telifini Füve kadısı iken 10 Receb 989’da (10 Ağustos 1581) bitirmiştir. Kitabın müellif nüshasının (Hasan Hüsnî Abdülvehhâb Ktp., nr. 1124) son sayfasının kenarına farklı bir yazıyla düşülen, Sultan III. Murad döneminde Konya kadılığı sırasında telif edildiği yolundaki nota göre Temîmî muhtemelen eseri III. Murad’a sunmak için 993’te (1585) İstanbul’a gitmiş ve Konya kadılığıyla ödüllendirilmiştir (a.g.e., neşredenin girişi, I, zây, hâ). Bu bilgilerden hareketle müellifin Konya’ya gelmesinin ardından kitaba bazı ilâvelerde bulunduğu da söylenebilir. Kâtib Çelebi eserin kendi alanında yazılmış en hacimli kitap olduğunu, müellifin eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye’de yer alan âlimlere kendi zamanına kadar yaşayan ulemâyı da eklediğini ve biyografi sayısının 2523’e ulaştığını belirtir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1098). Temîmî, III. Murad’a ithaf ettiği eserin mukaddimesinde sultana övgülerini dile getirdikten sonra tarih ilmine ve tarih yazımına, kitapta izlediği yönteme ve kullandığı terimlere dair bilgi verir. Ardından kısaca Hz. Peygamber’in hayatını anlatır (eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye, I, 41-72), Ebû Hanîfe’nin biyografisini ve menâkıbını genişçe ele alır (a.g.e., I, 73-169). Daha sonra alfabetik sıraya göre başlangıçtan kendi zamanına kadar yaşamış Hanefî âlimlerinin biyografilerini kaydeder. Eserin sonunda künye, lakap ve nisbeleriyle tanınanlar zikredilmiştir. Hocası İbn Gānim el-Makdisî’nin yanı sıra (Atâî, s. 399) Hoca Sâdeddin Efendi, Şeyhülislâm Çivizâde Mehmed Efendi ve Şeyhülislâm Bayramzâde Zekeriyyâ Efendi gibi âlimlerin takriz yazdığı (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1098), çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan eserin (Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1113; Nuruosmaniye Ktp., nr. 3390, 3391; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 3295, Hamidiye, nr. 969) ilmî neşrini, biri müellif hattı olmak üzere beş yazma nüshaya dayanarak Abdülfettâh Muhammed el-Hulv gerçekleştirmiştir. Kitabın birinci cildini Kahire’de neşreden Hulv (1390/1970) baştan Utbe ismine kadar olan kısmı dört cilt halinde Riyad’da yayımlamış (1403-1410/1983-1989), 1994 yılında vefatı sebebiyle neşir tamamlanamamıştır. 2. es-Seyfü’l-berrâḳ fî ʿunuḳi’l-veledi’l-ʿâḳ. Kâtib Çelebi günümüze ulaşmayan bu eserin müellifin hayırsız oğlu Hasan için yazdığı bir risâle olduğunu belirtmektedir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1017). 3. Muḫtaṣaru Yetîmeti’d-dehr. Temîmî, Ebû Mansûr es-Seâlibî’nin Arap şair ve ediplerine dair ünlü eserini ve Hasan b. Muzaffer en-Nîsâbûrî’nin Ẕeylü’l-Yetîme’sini yarısına kadar ihtisar etmiştir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 2049, 2050). 4. Teẕkire. Kâtib Çelebi’nin zikrettiği bu eserin muhtevası hakkında bilgi yoktur (a.g.e., I, 385). Temîmî’nin ayrıca İbnü’n-Nâzım’ın (İbnü’l-Musannif) babası İbn Mâlik’e ait el-Elfiyye üzerine yaptığı şerhe bir hâşiye (a.g.e., I, 152) ve Arap atasözlerine dair bir eser yazdığı kaydedilir (Atâî, s. 408). Brockelmann, Muhammed b. Ahmed et-Temîmî’nin Menâfiʿu’l-Ḳurʾân ve mâ fî külli âyetin mine’l-burhân adlı eserini yanlışlıkla Takıyyüddin et-Temîmî’ye nisbet etmiştir (GAL Suppl., II, 429; krş. GAL, I, 273; Suppl., I, 422). Temîmî’nin bazı beyit ve kıtaları Hafâcî ve Muhibbî tarafından zikredilmiş, III. Murad, Şeyhülislâm Sun‘ullah Efendi ve Ahmed b. Hasan b. Abdülmuhsin er-Rûmî için yazdığı kasideler eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye’de kaydedilmiştir (I, 9-10, 333-336; IV, 94).

BİBLİYOGRAFYA
Takıyyüddin b. Abdülkādir et-Temîmî, eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye, Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1113, vr. 409; a.e. (nşr. Abdülfettâh M. el-Hulv), Riyad 1403-10/1983-89, I, 9-10, 41-169, 333-336; III, 250, 260; IV, 94-95, 180, 361; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, s. e-m; Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 391, 399, 408; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 152, 385, 394; II, 1017, 1098, 1099, 1838, 2049, 2050; Hafâcî, Reyḥânetü’l-elibbâ, II, 27-31; a.mlf., Ḫabâya’z-zevâyâ fîmâ fi’r-ricâl mine’l-beḳāyâ (nşr. Mehmet Mesut Ergin), Ankara 2008, s. 386-390; Muhibbî, Ḫulâṣatü’l-es̱er, I, 479-480; a.mlf., Nefḥatü’r-Reyḥâne, III, 60, 220; Ahmed b. Muhammed el-Ensârî eş-Şirvânî, Ḥadîḳatü’l-efrâḥ li-izâḥati’l-etrâḥ, Kahire 1305, s. 111; Brockelmann, GAL, I, 273; II, 405; Suppl., I, 422; II, 429; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 245, 599; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, III, 91; V, 285; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), II, 85-86; Osman Mustafa et-Tabbâ‘, İtḥâfü’l-eʿizze fî târîḫi Ġazze (nşr. Abdüllatîf Zekî Ebû Hâşim), Gazze 1420/1999, IV, 123-125.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2011 yılında İstanbul’da basılan 40. cildinde, 424-425 numaralı sayfalarda yer almıştır.