AKMER CAMİİ

Kahire’de Fâtımîler devrine ait cami.

Müellif:

Kitâbesine ve kaynaklara göre 519 (1125) yılında Halife Emîr Ebû Ali el-Mansûr zamanında Vezir Me’mûn el-Batâihî tarafından yaptırılmıştır. İki sokağın kavşağında köşeyi dolduracak surette inşa edilen camiyi, 799’da (1396-97) Sultan Berkuk’un veziri Emîr Yelboğa b. Abdullah iç avluda şadırvan ve bir minare ilâve ederek tamir ettirmiş, ayrıca nakışları, mavi renk ve altın yaldızla boyatmıştır. Minare 1412’de bir daha yenilenmiş, cami ise Silâhdar Süleyman Ağa tarafından XIX. asır başlarında tekrar onarılmıştır.

Akmer Camii uzunlamasına dikdörtgen planlı küçük bir yapıdır. İki tarafındaki sokakların çizgisine uydurulmak için iki cephesi bina eksenine nazaran eğri olarak yapılmıştır. Etrafı revaklarla çevrili bir iç avluyu takip eden harem, her dizide dörder sütun olmak üzere kıble duvarına paralel üç sahn halindedir. Sütunlar eski yapılardan devşirilmiş korint başlıklıdır. Orta sahndaki kubbe sonraları yıkılmıştır. Diğer sahnların üstlerini tuğladan beşik tonozlar örter. İki dış duvar ile esas cami arasında kalan aralıklarda nişler ve küçük mekânlar bulunur. Revak kemerlerinde şerit halinde kûfî yazılar ve yanlarda oyma süslemeli ahşap kapı kanatları vardır.

Akmer Camii’ni İslâm sanatı bakımından değerli yapan husus, tamamen muntazam bir kesme taş işçiliği ile yapılmış olan giriş cephesidir. XX. asrın başlarında bitişik dükkânlardan ayıklanarak eski biçimine sokulan bu cephe, iç mimariyi dışarı aksettirmeyen tamamen bir süs cephesidir. Yukarı kısmı dilimli olarak işlenmiş sivri kemerli bir nişin içinde cümle kapısı yer alır. Tam ortada kûfî yazılı zengin oyma bezemeli bir rozet vardır. Kapının her iki yanında daha küçük nişler ve bunların yukarısında da mukarnaslı çıkıntılar bulunur. Mukarnasın (stalaktit) mimaride kullanıldığı ilk örnek olarak Akmer Camii sanat tarihinde özel bir yere sahiptir. Kapının sol tarafında da kör bir pencerenin üstünde yine dilimli bir alınlık ile kabartma süslemeler vardır. Cephenin ortasında ve saçak hizasında ise yine taşa işlenmiş boydan boya kûfî yazılı iki kuşak uzanır. Evvelce kapının üstünde yükselen orijinal minare bugün yoktur. Sonraları yapılan minare ise daha geridedir. Akmer Camii Orta Asya’dan Selçuklular’la gelen cephe estetiğinin izlerini taşıyan bir eser olarak kabul edilebilir.


BİBLİYOGRAFYA

H. Saladin, Manuel d’Art Musulman, Paris 1907, I, 101-103.

E. T. Richmond, Moslem Architecture 623 to 1516, London 1926, s. 98-100.

L. Hautecoeur – G. Wiet, Les Mosquées du Caire, Paris 1932, I, 241, 247-248, 251.

K. A. C. Creswell, The Muslim Architecture of Egypt, Oxford 1952, s. 241-246.

R. B. Parker v.dğr., Islamic Monuments in Cairo-A Practical Guide, Kahire 1985, s. 211-214.

D. Behrens-Abouseif, The Minarets of Cairo, Kahire 1985, s. 112.

Caroline Williams, “The Cult of Alid Saints in the Fatimid Monuments of Cairo: IThe Mosque of al-Aqmar”, Mukarnas, I, Leiden 1983, s. 37-52.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1989 yılında İstanbul’da basılan 2. cildinde, 282-283 numaralı sayfalarda yer almıştır.