GÜLBÜN-i HÂNÂN

Halim Giray’ın (ö. 1239/1823) Kırım hanlarının biyografilerine dair eseri.

Müellif:

Kırım hanlarının toplu biyografisini veren en önemli eser olan Gülbün-i Hânân’ın müellifi Halim Giray 1772’de Kırım’da doğdu. Vize’de sürgünde iken ölen hanlardan Şehbaz Giray’ın oğludur. III. Selim devrinde İstanbul’a gitti ve bir süre orada kaldı. İstanbul’da devrin ileri gelen şairleriyle tanışıp onlarla irtibat kurdu. Ardından Bahadır Giray’a veliaht tayin edilince Kırım’a gittiyse de tekrar İstanbul’a döndü. Kendisine tahsis edilen Vize’de çiftliğinde bir süre yaşadıktan sonra Çatalca’ya taşındı. Vefatında Ferhad Paşa Camii Kabristanı’na defnedildi.

Aynı zamanda şair olan ve Halîmî mahlasıyla şiir yazan Halim Giray’ın divanı yayımlanmıştır (İstanbul 1257; Latin harfleriyle, haz. Recep Toparlı – M. Sadi Çöğenli, Erzurum 1991, 1992). Ancak Halim Giray asıl şöhretini atalarının biyografilerini ihtiva eden, 1811’de tamamladığı Gülbün-i Hânân ile yapmıştır. Eserde hanlığın kurucusu Hacı Giray’dan itibaren her han dönemi ayrı ayrı ele alınmıştır. Baş tarafında Kırım hanlarının Cengiz Han’a kadar uzanan şeceresi de verilmektedir. Kitapta hanların seferleri, saltanat müddetleri ve diğer hususlarla ilgili tarihler titizlikle tesbit edilmeye çalışılmıştır. Eserde yer alan son biyografiler müellifin babasına ve Baht Giray Han’a (ö. 1801) aittir.

Gülbün-i Hânân’ın muhtevasından anlaşıldığına göre Halim Giray, kendisinden önce yazılan Kırım tarihine ve hanlarına dair eserleri de görmüştür. Kaynakları arasında Hacı Mehmed Senâî’nin 1644-1650 yıllarını içine alan İslâm Giray Han dönemiyle ilgili eseri (III. İslam Giray Han Tarihi: Historia Chana Islam Gireja III, nşr. Z. Abrahamowicz, Warsaw 1971), hanlık sülâlesine mensup Mehmed Giray’ın 1683-1703 yılları olaylarını anlatan Târîh-i Mehmed Giray’ı (Kaiserlichen und Königlichen Hofbibliothek zu Wien, nr. 1080), Kefeli İbrahim Efendi’nin 1736’da hazırladığı Tevârîh-i Tatar Han ve Dağıstan ve Moskov ve Deşt-i Kıpçak Ülkelerinindir adlı eseri (Romanya-Pazarcık 1933), Hacı Abdülgaffar Kırîmî’nin 1744’te tamamlanan Umdetü’t-tevârîh’i (İstanbul 1343), Rıdvan Paşazâde Abdullah Çelebi’nin Tevârîh-i Deşt-i Kıpçak’ı (nşr. A. Zajaczkowski, Varszawa 1966) ve Seyyid Mehmed Rızâ’nın (ö. 1756) es-Seb‘u’s-seyyâr fî ahbâri mülûki Tatar’ı (nşr. Mirza A. Kazım Bey, Kazan 1248/1832) sayılabilir. Halim Giray bu eserlerdeki bazı yanlışları yer yer düzeltmiştir.

Kırım tarihiyle ilgilenen hemen herkesin başvurduğu Gülbün-i Hânân’dan ilk defa ciddi bir şekilde Cevdet Paşa faydalanmıştır. Onun bu eserden özetlediği Kırım ve Kafkas Târihçesi adlı küçük eseri yayımlanmıştır (İstanbul 1307). Aynı şekilde Hammer de Kırım hanları tarihiyle ilgili eserinde (Geschichte der Chane der Krim unter Osmanischer Herrschaft, Vienna 1856) geniş ölçüde Gülbün-i Hânân’ı kullandığı gibi V. D. Simirnov aynı konudaki kitabında (Krimskoe khanstvo, I-II, Petersburg 1887; Odessa 1889) sık sık bu esere atıfta bulunmuştur.

Gülbün-i Hânân İstanbul’da basılmış (1287), ikinci baskısı da yine İstanbul’da Ârifzâde Hilmi’nin önsözü ile Osman Cûdî tarafından gerçekleştirilmiştir (1327). Cûdî esere hâşiyeler ilâve ederek bilgileri daha da zenginleştirmiştir. Eserin farklı bir nüshası Bibliothèque National’de bulunmaktadır (Supp., Turc., nr. 1116). Cûdî baskısı, M. Sadi Çöğenli ve Recep Toparlı tarafından bir giriş ve indeks ilâvesiyle tıpkıbasım olarak yeniden neşredilmiştir (Erzurum 1990).


BİBLİYOGRAFYA

Halim Giray, Gülbün-i Hânân (nşr. M. Sadi Çöğenli – Recep Toparlı), Erzurum 1990.

, s. 73-74.

V. D. Simirnov, Krimskoe khanstvo pod verhovenstvom otomanskoy porti v XVIII stolětii, Odessa 1889, s. 22, 31-32.

, II, 243.

Bursalı Mehmed Tâhir, Kırım Müellifleri, İstanbul 1335, s. 18.

, II, 143-144.

, I, 499.

A. Bennigsen v.dğr., Le Khanat de Crimée dans les Archives du Musée du Palais de Topkapı, Paris 1978, s. 352-353.

, s. 259-260, 307-308, 372-373.

Abdullah Rıza Ergüven, “Halim Giray”, , II/18 (1953), s. 349-353.

Halit Biltekin, “Divan-ı Halim Giray”, , X/1 (1992), s. 331-338.

“Halîmî”, , IV, 50.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1996 yılında İstanbul’da basılan 14. cildinde, 235-236 numaralı sayfalarda yer almıştır.