MURAD MOLLA KÜLLİYESİ

İstanbul’da XVIII. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen külliye.

Müellif:

İstanbul Fatih’te Çarşamba semtinde bir kütüphane ile tekkeden oluşan külliye, “Molla” lakaplı Rumeli Kazaskeri Damadzâde Mehmed Murad Efendi tarafından kurulmuş olup tekke 1183’te (1769), kütüphane 1189’da (1775) yaptırılmıştır. Kütüphanenin günümüze kadar özgün tasarımını ve kullanımını koruyabilmesine karşılık tekke II. Abdülhamid tarafından 1308’de (1890) yenilenmiş, 1930’larda tekkenin tevhidhâne binası yanarak ortadan kalkmış, meşrutası bir müddet Biçki İhtisas Mektebi olarak kullanıldıktan sonra Vakıflar İdaresi’nin kiracılarına mesken olmuştur.

Bazı kaynaklarda Murad Efendi Tekkesi diye anılan binada pazar günleri mukabele yapıldığı, Dahiliye Nezâreti’nin 1301 (1884) tarihli istatistik cetveline göre burada altı erkekle iki kadının barındığı tesbit edilmektedir. Nakşibendîliğe bağlı olan Murad Molla Tekkesi’nin postnişliğini “Beyzâde” lakabıyla tanınan Ahıskalı Şeyh Ebü’l-İşrak el-Hac Seyyid Mustafa Efendi (ö. 1199/1785), Mustafa Efendi’nin halifesi Ahıskalı Şeyh el-Hac Seyyid Abdülhalim Efendi (ö. 1815), aynı semtte bulunan Mesnevîhâne Tekkesi’nin bânisi, Sultan Ahmed Camii vâizi, dönemin ünlü mesnevîhanlarından, Abdülhalim Efendi’nin oğlu Şeyh el-Hac Hâfız Seyyid Mehmed Murad Efendi (ö. 1848), Mehmed Murad Efendi’nin oğlu Şeyh Mehmed Ârif Efendi (ö. 1889) ve Şeyh Ali Tâlib Efendi (ö. 1913) yapmıştır.

Tekkenin arsası batıda Muratmolla caddesi, diğer yönlerde komşu parsellerle çevrilidir. Caddeye açılan cümle kapısı kesme küfeki taşı ile örülmüş, basık kemerinin üzerine yan yana iki kitâbe yerleştirilmiştir. Sülüs hatlı üç satırlık kitâbenin ilk iki satırında bir âyet, son satırında bâninin adı ve vefat tarihi (1192/1778) yazılıdır. Ta‘lik hatlı ve manzum olan sağdaki kitâbe 1308’de (1890) tekkenin II. Abdülhamid tarafından yenilendiğini göstermektedir. Arsanın kuzeybatı kesimi kütüphane ile bunun meşrutasına, güneydoğu kesimi tekke binalarına tahsis edilmiştir. 1929 tarihli Pervititch paftasında henüz ayakta olan tevhidhânenin güneydoğu köşesinde arsanın sınırına teğet konumunda yaklaşık 10 × 8,50 m. boyutlarında iki katlı ahşap bir yapı olduğu görülür. Günümüzde mevcut olan tekke meşrutası da sırtını arsanın doğu yönündeki çevre duvarına dayamış, 10 × 10 m. boyutlarında, iki katlı ahşap bir meskendir. Alelâde bir eski İstanbul evinin özelliklerini taşıyan yapının üst katı avlu (batı) yönüne doğru bir çıkma ile genişletilmiştir.

Kütüphanenin ana binası cümle kapısından tekke meşrutasına doğru ilerleyen yolun solunda yer alır. Yapı Bizans dönemine ait tonozlu bir alt yapının üzerine oturtulmuş, kitaplara zarar veren zemin rutubetini önlemek amacıyla alt katın duvarlarında karşılıklı küçük pencereler açılarak havalandırma sağlanmıştır. Yaklaşık 13 × 13 m. boyutlarında bir alanı kaplayan yapının duvarları tuğla ve moloz taş sıralarıyla düzensiz bir şekilde örülmüş, köşeler kesme küfeki taşından pilastırlarla takviye edilmiştir. Güney cephesinin ekseninde yer alan basık kemerli giriş yanlardan mermer pilastırlarla kuşatılmış ve iki adet ince mermer sütuna oturan, kurşun kaplı ahşap bir sundurma altına alınmıştır. Kapının üzerinde metni şair Fıtnat Hanım’a ait, ta‘lik hatlı manzum kitâbe kütüphanenin inşa tarihini (1189/1775) vermektedir.

Kütüphane binasının ilginç yönü, Türk-İslâm mimarisinin en erken örneklerini oluşturan Karahanlı camilerinden başlayarak daha sonra Anadolu’da XV. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı cami tasarımında geliştirilen, merkezî kubbeli ve dört yarım kubbeli şemayı yansıtmasıdır. Kare planlı mekânın ortasında dört adet sütuna oturan kemerlerin üzerinde pandantifli bir kubbe yükselmekte, dikdörtgen planlı birer aynalı tonoz bunu dört yönden kuşatmakta, köşelerde kalan kare planlı alanların üzerinde de birer ufak kubbe yer almaktadır. Beden duvarları saçak hizasından yukarıya doğru devam ederek kurşunla kaplanmış ve alemlerle taçlandırılmış olan bu örtü öğelerini gizlemektedir. Cephelerdeki pencereler iki sıra halinde düzenlenmiş, dikdörtgen açıklıklı olan alttakiler kesme küfekiden sövelerle çerçevelenmiş, demir parmaklıklar ve tuğladan sivri hafifletme kemerleriyle donatılmış, tepe pencereleri ise yuvarlak kemerli ve alçı revzenli olarak tasarlanmıştır. Osmanlı mimarisine tamamen barok üslûbun hâkim olduğu I. Abdülhamid dönemine ait bu yapının cephelerinde klasik üslûbun âdeta simgelerinden biri olan sivri kemerin kullanılması dikkati çekmektedir. Cümle kapısından girilince solda arsanın batı yönündeki çevre duvarına bitişik şekilde yer alan, malzemesi ve mimari ayrıntıları ile esas kütüphane binasının özelliklerini tekrar eden tek katlı kâgir binanın bir meşruta olduğu anlaşılmaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 98-99, nr. 151.

Bandırmalızâde, Mecmûa-i Tekâyâ, İstanbul 1307, s. 9.

1329 Senesi İstanbul Beldesi İhsâiyât Mecmuası, İstanbul 1330, s. 19.

, s. 16.

Muzaffer Gökman, Murat Molla: Hayatı, Kütüphanesi ve Eserleri, İstanbul 1943, s. 7 vd.

Semavi Eyice, Istanbul, Petit guide à travers les monuments byzantins et turcs, İstanbul 1955, s. 63.

Tahsin Öz, İstanbul Camileri, Ankara 1987, I, 107.

G. Goodwin, A History of Ottoman Architecture, New York 1987, s. 396.

, s. 110.

Fâtih Câmileri ve Diğer Târihî Eserler (haz. Fatih Müftülüğü), İstanbul 1991, s. 257-258, 288.

M. Baha Tanman, “Osmanlı Dönemi Eserleri”, Fotoğraflarla Fatih Anıtları, İstanbul, ts. (Fatih Belediyesi), s. 115.

a.mlf., “Murad Molla Tekkesi”, , V, 516-518.

Hatice Aynur, “Saliha Sultan’ın Düğün Töreni ve Şenlikler”, , XI/61 (1989), s. 36-37.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2006 yılında İstanbul’da basılan 31. cildinde, 187-188 numaralı sayfalarda yer almıştır.