PAŞMAKLIK

Osmanlılar’da hânedana mensup kadınlara tahsis edilen arazi için kullanılan bir terim.

Müellif:

Sözlükte paşmak (başmak) “ayakkabı, pabuç” demektir. Bazı Türk toplulukları, Hz. Peygamber’in ayakkabıları için “na‘leyn-i saâdet” yerine “başmak-ı şerif” tabirini kullanmıştır. Ayrıca Türk-İslâm devlet teşkilâtında başmakdâr adıyla bir görevliye de rastlanır (Uzunçarşılı, Medhal, s. 416). Osmanlı resmî belgelerinde paşmak daha çok kadın ayakkabıları için kullanılmış görünmektedir. Camilerde ayakkabı konulan yer anlamına gelen paşmaklık ise Osmanlı maliyesinde terim olarak vâlide ve hanım sultanlara bağlanan ödeneği ifade eder.

Padişahın annesi, kızları ve hanımlarının ayakkabı, elbise vb. ihtiyaçları için devlet tarafından bir arazinin vergi gelirleri tahsis edilirdi. Bu tür uygulama bilhassa XVII-XVIII. yüzyıllarda yaygınlaştı. Osmanlı toprak sistemi ve taksimatı konusunda bir risâle kaleme alan Avni Ömer Efendi has topraklar kısmına paşmaklıkları da dahil etmiş ve bunların sultanların ihtiyaçları için ayrılan haslar olduğunu ve sultanların devletteki mansıp sahipleri gibi azilleri söz konusu olmadığından kaydıhayatla tahsis edildiğini yazmıştır (Uzunçarşılı, TTK Belleten, XV/59 [1951], s. 386). Daha önceki Türk devletlerinde ise bu anlamda toprak tasarrufuna rastlanmaz, XVI. yüzyıl sonlarına kadar Osmanlılar’da da paşmaklık adıyla toprak tasarrufu görülmez. Önceleri padişahların vâlide sultan ve hanım sultanlara bazı mîrî yerleri temlik ettikleri veya timar olarak verdikleri, ancak bu tahsisatların özel bir adla anılmadığı bilinmektedir.

Vâlide sultan paşmaklıklarıyla ilgili en dikkate değer uygulamalar Vâlide Nurbânû Sultan ile Safiye Sultan’a aittir. III. Mehmed, 1004’te (1595-96) vâlidesi Safiye Sultan’a geliri yüksek bazı zeâmetleri bir araya getirerek on yükten (1 milyon akçe) fazla geliri olan hassı paşmaklık olarak tahsis etti (Selânikî, II, 570). III. Murad da vâlidesi Nurbânû’ya Yeni İl hassını ihsan etti. Bunun için Sivas yöresinde daha çok konar göçer Türkmen cemaatlerinin bulunduğu kesimde Yeni İl adıyla oluşturulan bir idarî birimin vergi gelirleri vâlide sultana ayrıldı. Hukukî sürece göre mîrî arazi, serbest mülk veya has paşmaklık şeklinde hânedana mensup sultanlara ve özellikle vâlide sultana tahsis ediliyor, daha sonra da bu tür paşmaklıklar vâlide sultanın serbest mülk olarak kurduğu hayratına vakfedilebiliyordu. Nitekim 991’de (1583) Yeni İl, vâlide sultan külliyesi için vakfa çevrilmişti. Nurbânû Sultan’ın Yeni İl hasları yılda 4 milyon akçe getiriyordu. I. Ahmed’in saltanatı sırasında 800.000 akçe daha artış gösterdi. Bu tür serbest mülklerde vakıf ve mülk sahipleri, yöneticileri idarî ve malî bakımdan bir serbestlik içinde hareket etmekte, mahallî idarecilerce tahkikat ve teftiş yapılamamaktaydı. Ancak paşmaklık haslar sahibi öldüğünde ileride yeniden tahsis edilmek için hazineye intikal ederdi.

Hânedana mensup sultanlara Anadolu ve Rumeli’de mîrî arazi ve köylerin paşmaklık olarak tahsisi XVII. yüzyılda giderek yaygınlaştı. IV. Murad’ın kız kardeşi Ayşe Sultan’a Narda’da (Yanya civarı), Gevherhan Sultan’a Gerebeniş kazasında, Ümmügülsüm Sultan’a Halep’te paşmaklıklar verdiği ve buralara herhangi bir şekilde müdahalenin önlenmesini emrettiği tesbit edilmektedir. Naîmâ’ya göre Kösem Sultan yıllık 20 milyon akçeden fazla gelir getiren beş hassa sahip olup bunlar Menemen, Zile, Gazze, Kilis ve İzdin idi (Târih, V, 112). Bunlardan İzdin daha önce Turhan Vâlide’nin, Zile ise Safiye Sultan’ın paşmaklık haslarına dahildi.

Paşmaklıklar voyvodalar aracılığıyla yönetilirdi. Voyvodaların bu görevde karşı karşıya kaldıkları en önemli mesele vergi tahsili sırasında bölgedeki şer‘î ve örfî idarecilerle anlaşmazlığa düşmeleridir (Sultan İbrâhim’in kardeşi Fatma Sultan’ın Boyabat’taki paşmaklıklarıyla ilgili anlaşmazlık için bk. BA, MD, nr. 90, hk. 309). Bazan da tahsis edilen paşmaklıklara el konabiliyor ve bunlar padişah haslarına katılıyordu (BA, MD, nr. 82, hk. 56). XVIII. yüzyıldan itibaren hânedana mensup sultanlara tahsis edilen arazi için paşmaklık terimi kullanımına son verilmiş ve bunlar has tabiriyle anılmaya başlanmıştır (bk. HAS).

BİBLİYOGRAFYA
BA, MD, nr. 6, hk. 62; nr. 7, hk. 1414, 1966, 1989; nr. 51, hk. 4; nr. 85, hk. 11, 93, 420, 556; nr. 90, hk. 192, 296; BA, Cevdet-Saray, nr. 546, 780, 796, 868, 897, 992; Selânikî, Târih (İpşirli), II, 570; Avni Ömer Efendi, Kānûn-ı Osmânî Mefhûm-i Defter-i Hâkānî (nşr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, , XV/59 [1951] içinde), s. 386; Naîmâ, Târih, V, 112; Uzunçarşılı, Medhal, s. 416; a.mlf., Saray Teşkilâtı, s. 149, 157, 165; L. P. Peirce, Harem-i Hümayun: Osmanlı İmparatorluğu’nda Hükümranlık ve Kadınlar (trc. Ayşe Berktay), İstanbul 1996, s. 282-288; İlhan Şahin, Osmanlı Döneminde Konar-Göçerler, İstanbul 2006, s. 134, 159, 188, 190; M. Tayyib Gökbilgin, “Başmaklık”, İA, II, 333-334; H. Bowen, “Bas̲h̲maḳliḳ”, EI2 (İng.), I, 1079-1080.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2007 yılında İstanbul’da basılan 34. cildinde, 186-187 numaralı sayfalarda yer almıştır.