ESREM

Ebû Bekr Ahmed b. Muhammed b. Hânî el-Esrem et-Tâî (ö. 261/874-75 [?])

Hadis hâfızı ve fakih.

Müellif:

Hârûnürreşîd zamanında (786-809) doğduğu rivayet edilmektedir. “Gedik” anlamına gelen Esrem lakabını dişlerindeki seyreklik veya eksiklik dolayısıyla aldığı hatıra gelmektedir. Kelbî, İskâfî ve Bağdâdî nisbeleriyle de anılan Esrem aslen Horasanlı olmakla beraber Bağdat’ta yaşadı. Tayâlisî, Ebû Nuaym Fazl b. Dükeyn, Affân b. Müslim, Ka‘nebî, Müsedded b. Müserhed, Ebû Bekir b. Ebû Şeybe ve Ahmed b. Hanbel gibi hadis âlimlerinden ders aldı. Kendisinden de Mûsâ b. Hârûn, Ali b. Ebû Tâhir el-Kazvînî ve Nesâî gibi hadis hâfızları rivayette bulundular. Ebû Bekir el-Hallâl onun çok değerli bir hadis hâfızı olduğunu belirttikten sonra Ahmed b. Hanbel ve Buhârî gibi âlimlere hocalık yapmış olan Âsım b. Ali ile (ö. 221/836) Esrem arasında geçen bir olayı nakletmektedir. Vâsıtlı olan Âsım Bağdat’a geldiğinde Esrem’den başka hadis yazabileceği kimse bulamamış, Esrem’i de kendisinden hayli küçük olması sebebiyle önemsememişti. Fakat Esrem onun daha önce yazdığı rivayetleri inceleyip gördüğü hataları söylemeye başlayınca Âsım b. Ali ona hayran kalmış ve Esrem’in elliden fazla imlâ meclisine katılarak rivayet ettiği hadisleri yazmıştır.

Dikkatli ve hâfızası çok güçlü bir âlim olan Esrem’i bu konuda övenler, birbirine yakın iki mecliste hadis imlâ eden grupların arasına oturup her iki âlimin yazdırdığı hadisleri kaydettiğini anlatırlar. Hatta onu üstün zekâsı, güçlü hâfızası ve dikkatli olması sebebiyle takdir eden Yahyâ b. Maîn ve daha başkaları, anne veya babasından birinin cinnî olması ihtimalinin bulunduğunu söylemişlerdir.

Esrem hadis ilminden başka fıkıhla da uğraşmıştır. Ahmed b. Hanbel’i tanıdıktan sonra daha önce öğrendiği fıkhî meseleleri ezberlemekten vazgeçmiş, ondan hadis, ilelü’l-hadîs ve fıkha dair pek çok meseleyi rivayet etmiştir. Nesâî es-Sünen’inde Esrem’den rivayette bulunmuştur. Esrem’in 261’de (874-75) Bağdat’ta vefat ettiği sanılmaktadır. Ancak vefat tarihini 273 (886-87) olarak zikredenler de vardır.

Eserleri. 1. Nâsiḫu’l-ḥadîs̱ ve mensûḫuh. Nâsih, mensûh ve bu konuda şâhid olabilen hadisleri senedleriyle birlikte kaydeden ve tamamının yedi cüz olduğu anlaşılan (Ritter, II, 300) eserin ilk iki cüzü Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi’nde (İsmail Saib Sencer, nr. 1323), üçüncü cüzü Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de (nr. 1587) bulunmaktadır.

2. Mesâʾilü Aḥmed b. Ḥanbel. Ahmed b. Hanbel’den yazdığı fıkhî meseleleri bablara göre tasnif ettiği bu eserin bazı bölümlerini İbn Ebû Ya‘lâ iktibas etmiştir (Ṭabaḳātü’l-Ḥanâbile, I, 66-74).

3. es-Sünen. İbnü’n-Nedîm eserin Hanbelî fıkhının kaynağı olan hadisleri ihtiva ettiğini belirtmektedir.

4. ʿİlelü’l-ḥadîs̱. Hadis ricâline dair bilgiler de ihtiva ettiği için bazı kaynaklarda Kitâbü’t-Târîḫ adıyla da geçtiği anlaşılmaktadır (son üç eserin günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir).


BİBLİYOGRAFYA

, II, 72.

, s. 285.

, V, 110-112.

, I, 66-74.

İbnü’l-Esîr, el-Bidâye, XI, 108.

, I, 476-480.

, II, 570-572.

a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XII, 623-628.

, I, 78-79.

, II, 141-142.

, II, 167.

M. Tayyib Okiç, Bazı Hadis Meseleleri Üzerinde Tetkikler, Ankara 1959, s. 121-122.

, I, 509-510.

, s. 28, 52, 119, 323.

H. Ritter, “Philologika XIII: Arabische Handschriften in Anatolien und Istanbul”, , II, Leiden 1949, s. 300-301.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1995 yılında İstanbul’da basılan 11. cildinde, 436 numaralı sayfada yer almıştır.