HAVLÂN (Benî Havlân)

Kahtânîler’e mensup Arap kabilesi.

Müellif:

Kahtânîler’den Kehlânîler’in bir kolu olan kabile, adını Havlân (Fekl) b. Amr b. Mâlik b. Hâris b. Mürre b. Üded b. Zeyd b. Yeşcüb b. Arîb b. Zeyd b. Kehlân b. Sebe b. Yeşcüb’den alır. Üded b. Zeyd’e izâfe edilmesi sebebiyle Havlânü Üded diye de anılan bu kabile, aynı adı taşıyan ve nesepçe yine Sebe b. Yeşcüb’den gelen Havlânü Kudâa’dan (Havlânü Sa‘de) ayrılır. Kabile, San‘a ve Me’rib arasında Yemen’in tahıl ambarı sayılabilecek geniş mümbit arazilere sahipti ve San‘a’nın doğusunda yer alan yüksek dağlık arazide oturmasından dolayı Havlânü’l-âliye adıyla da anılıyordu; nitekim bir hadiste bu isimle zikredilmiştir (Hemdânî, Ṣıfatü Cezîreti’l-ʿArab, s. 235).

Tanrı Ammuenes’e (Umyânis) tapan Havlânîler, 10. yılın Şâban ayında (Kasım 631) topluca müslüman olduktan sonra Medine’ye on kişilik bir heyet göndererek Hz. Peygamber’e İslâmiyet’i kabul ettiklerini bildirdiler ve kendilerine dinî hükümlerin öğretilmesini istediler. Resûlullah, heyete İslâm’ın temel esasları ile helâl ve haramları açıkladı; ayrıca sözünde durmayı, emaneti yerine getirmeyi, komşulara iyi davranmayı ve hiç kimseye zulüm yapmamayı tavsiye etti. Medine’de birkaç gün kalan ve Remle bint Hâris’in evinde ağırlanan heyet mensupları Hz. Peygamber tarafından verilen hediyelerle birlikte ülkelerine döndüler ve ilk iş olarak tanrı Ammuenes’in putunu kırıp tapınağını yıktıktan sonra öğrendikleri İslâmî bilgileri kabilelerine aktardılar.

Havlân ve Becîle kabilelerinin zekâtlarını toplamak üzere Resûl-i Ekrem Ebû Süfyân’ı görevlendirmişti. Belâzürî, Havlânîler’in Hz. Ebû Bekir döneminde dinden çıktıklarını ve Ya‘lâ b. Ümeyye ile yaptıkları savaşta (11/632) yenildikten sonra (başka bir rivayete göre savaşmadan) zekât vermeyi kabul ederek tekrar İslâm’a döndüklerini söylemektedir (Fütûḥ, s. 109, 112). Havlânü Kudâa toprakları ise Hz. Ömer devrinde Necran valisi olan Ya‘lâ b. Ümeyye tarafından fethedilmiştir (634 veya 635). Havlânîler’in çoğu İslâmî fetihler sırasında Suriye, Mısır ve Endülüs’e kadar gitmiş ve oralara yerleşmişlerdir; meselâ Ebû Müslim el-Havlânî’nin soyundan gelen Necihoğulları İlbîre’de (Elvira) oturuyorlardı (İbn Hazm, s. 418). Bugün ise sadece Yemen’de yaşadıkları, Yemen dışındakilerin başka kabilelere karışarak neseplerini kaybettikleri bilinmektedir.

Sahâbî Süfyân b. Vehb, tâbiîn neslinin büyüklerinden Ebû Müslim el-Havlânî, Ebû İdrîs el-Havlânî, Semh b. Mâlik, Mısır Kadısı Abdurrahman b. Huceyre, el-Cezîre asıllı Kurtubalı âlim Ebû Abdülhamîd İshak b. Kāsım b. Semüre, Kurtubalı muhaddis Ömer b. Abdülmelik b. Süleyman, zâhid, muhaddis ve fıkıh âlimi Abdullah b. Tâvûs b. Keysân, Kayrevan müftüsü Mâlikî fakihi Ebû Bekir el-Havlânî, Ebü’l-Kāsım Abdüssamed b. Ahmed bu iki kabileden çıkan başlıca zâhid ve âlimlerdir.

BİBLİYOGRAFYA

, s. 44.

, I, 324.

, I, 530.

a.mlf., Fütûḥ (Rıdvân), s. 109-112.

, s. 380.

, III, 403.

Hemdânî, Ṣıfatü Cezîreti’l-ʿArab, Riyad 1397/1977, s. 160, 162, 163, 235, 239, 248-250, 266, 350, 351.

a.mlf., el-İklîl (nşr. Muhibbüddin el-Hatîb), Beyrut 1987, X, 28.

, s. 418.

Sem‘ânî, el-Ensâb (nşr. M. Emîn Demc), Beyrut 1400/1980, V, 211-213.

, II, 407.

, I, 472.

, II, 303.

, II, 253-254.

, III, 662-663.

, IV, 179.

Kalkaşendî, Ḳalâʾidü’l-cümân (nşr. İbrâhim el-Ebyârî), Beyrut 1402/1982, s. 101.

a.mlf., Nihâyetü’l-ereb, Beyrut 1405/1984, s. 231.

a.mlf., Ṣubḥu’l-aʿşâ, Kahire 1383/1963, I, 326.

Nûreddin el-Halebî, İnsânü’l-ʿuyûn, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), III, 274-275.

Ahmed b. Zeynî Dahlân, es-Sîretü’n-nebeviyye, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), II, 160-161.

, X, 58-61.

Ömer Rıza Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1402/1982, I, 365-366.

Mustafa Fayda, İslâmiyetin Güney Arabistan’a Yayılışı, Ankara 1982, s. 113-114, 117.

A. Grohmann, “Havlan”, , V/1, s. 377-378.

a.mlf. – A. K. Irvine, “K̲h̲awlān”, , IV, 1134-1135.

Hakkı Dursun Yıldız, “Arap”, , III, 324 [şema].

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul’da basılan 16. cildinde, 537 numaralı sayfada yer almıştır.

Leave a Comment