Cihan Piyadeoğlu. Büyük Selçuklular döneminde Horasan (1040-1157). Doktora tezi (2008)

Title:Büyük Selçuklular döneminde Horasan (1040-1157)=Khurasan during the Seljukids era (1040-1157). Doktora tezi
Author:Cihan Piyadeoğlu
Translator:
Editor:Tez danışmanı: Abdülkerim Özaydı
Language:Turkish
Series:
Place:İstanbul
Publisher:İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Year:2008
Pages:XLI, 341
ISBN:
File:PDF, 7.21 MB
Download:Click here

Cihan Piyadeoğlu. Büyük Selçuklular döneminde Horasan (1040-1157). Doktora tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008, XLI+341 s.

Öz

Horasan bölgesi, taşıdığı büyük önem sebebiyle tarih boyunca pek çok devletin ilgisini çekmiştir. Selçuklular’dan önce Gazneliler sayesinde Türk kültürüyle tanışan bölge, daha sonra tam manasıyla bir Türk ülkesi haline gelmiştir. Bölgenin güçlü siması Gazneli Mahmûd tarafından Horasan’a getirilen Türkmenler, kısa sürede siyasî bir güç olarak ortaya çıkmışlardır. Özellikle Sultan Mahmûd’un ölümü sonrasında devlet içinde baş gösteren yönetim zaafiyetini iyi değerlendiren Selçuklular, bir oldu-bittiyle Horasan’a gelerek kendileri için yurt talep etmişlerdir. Bu isteğe şiddetle karsı çıkan Sultan Mes‘ûd, onların üzerine ordular sevk etmiştir. 426/1035 tarihinde Gazneli kuvvetleri karşısında kazandıkları zaferden cesaret alan Selçuklular, Gazneliler ile barış imzalamış ve istedikleri şehirler kendilerine yurt olarak verilmişti. Ancak Selçuklular kendilerine bırakılan bu şehirlerle yetinmemiş ve yeni bölgeler talep etmişlerdi. Böylece iki devlet arasındaki mücadele farklı boyutlarda sürüp gitmişti. Nihayet 431/1040 tarihinde Gazneliler ile yapılan Dandanakan Savaşı’nda Gazneliler’e ağır bir darbe indiren Selçuklular, bağımsız bir devlet kurmayı başarmışlardır. Bağımsız olduktan sonra hızlı bir teşkilatlanmaya giden Selçuklular, sahip oldukları toprakları kendi aralarında paylasmışlardı. Bu taksime göre Nîşâbûr merkezli devletin batı kısımları Tuğrul Bey’e, Merv merkezli doğu kısımlar ise Çağrı Bey’e verilmişti. Bütün Horasan’ı süratle ele geçiren Selçuklular, başta imar faaliyetleri olmak üzere bölgenin her alanda gelişmesi için yoğun bir çalışma içine girmişlerdir.

Bölgedeki en etkin atak kuşkusuz eğitim alanında olmuş, o dönem şartlarında dünyanın en modern eğitim kurumları olan Nizâmiye Medreseleri tesis edilmiştir. Medreselerde ders vermek üzere Horasan’ın ünlü âlimleri görevlendirilmiş, bu sayede bölge ilim merkezi olma yolunda da büyük ilerleme kaydetmiştir. Ekonomik alandaki gelişmeler de azımsanmayacak derecededir. Selçuklular ticaret, tarım ve küçük el sanatlarının gelişmesi için büyük gayret göstermişler, bunun sonucunda elde edilen ekonomik zenginlik imar faaliyetlerine de doğrudan yansımıştır.

Selçuklular döneminde Horasan’da her alanda görülen bu ilerleme daha sonra kurulan diğer devletler için de örnek teşkil etmiş, özellikle kültürel anlamda pek çok şehir ve bölge Horasan’ın kültürel mirasından faydalanmıştır. Kısacası Horasan, Selçuklular’ın siyasî, idari ve kültürel merkezi olmakla yetinmemiş, çok geniş bir coğrafyada derin ve kalıcı izler bırakmıştır.

Abstract

Khurāsān province, considering its great importance was held under the control of various authorities throughout the history. The region which met with the Turkish culture before Saljuqids arrived, became later a Turkish country in every regard. The Turcomans, which were brought to Khurāsān by the powerful name of the region, Mahmūd of Ghazna, succeeded to emerge as a political authority. Especially, in the aftermath of the death of the Sultan Mahmūd, Saljuqids who took advantage from the administration weakness which appeared within the state, came to with a “fait accompli” and demanded territory for themselves. Sultan Mas‘ūd, who opposed this idea sharply, sent an army over them, but this army was defeated by Saljuqids in 426/1035. They had to negotiate with Saljuqids, who were encouraged by this success, and to give the land to Saljuqids that they had demanded. But Saljuqids were not satisfied by this and the battle between two authorities continued in different ways and finally, they gained their independence as a result of Dandānqān War in 431/1040.

After they became independent, Saljuqids, who were speedily organized, shared the land they possess between them. According to this partition, with Nīshāpūr being the centre, the west parts of the state were given to Toghril Beg and with Marv being the centre, the east parts of the state were given to Chaghri Beg. Saljuqids, rapidly seizing Khurāsān all, worked hard in order to improve the area in every field. The most effective attempt in the region was absolutely shown in the field of education. Within the context of the period, the Nizamiyah Madrasas, the modernest establishments for education of the world were founded. The most reputable intellectuals were nominated in order to give lectures in these establishments. The developments in the field of economy were also satisfying. Saljuqids pursued politics to provide improvements in the fields such as commerce, agriculture and hand arts. Economic richness was directly reflected by the reconstruction activities.

Within the period of the Saljuqids, this progress observed in Khurāsān, set a good example for other states. Particularly in cultural meaning, Khurāsān’s cultural heritage offered benefits for masses in the extension of a vaste geography. Briefly, Khurāsān evokes much further than being the centre of Saljuqids.