SAFFÂR, Ya‘kūb b. Leys

Ebû Yûsuf Ya‘kūb b. el-Leys es-Saffâr es-Sicistânî (ö. 265/879)

Saffârîler Devleti’nin kurucusu ve ilk hükümdarı (861-879).

Müellif:

Zerenc yakınlarındaki Karnîn adlı bir köyde doğdu. Babası Leys, Sîstan eyaletinin merkezi Zerenc’de bakırcı (saffâr) esnafının reisiydi. Zerenc’e giderek bir bakırcının yanında çalışmaya başlayan Ya‘kūb babasının dükkânına sık sık uğrayan fütüvvet teşkilâtı mensubu gençlerin, ayyârların arasına katıldı. Ya‘kūb ve kardeşi Amr çok geçmeden zâhidlikleri ve cömertlikleriyle tanınıp taraftar kazandılar. Ya‘kūb ve taraftarları, Sîstan’da Tâhirîler’e karşı isyan eden Büst şehri ayyârlarının reisi Sâlih b. Nasr (Nadr) el-Kinânî’ye katıldı. Sâlih, ordu kumandanlığına getirdiği Ya‘kūb’un yardımıyla Büst şehrini ele geçirdi (238/852). Sîstan’daki Hâricîler’in reisi Ammâr b. Yâsir ve Tâhirîler’in Sîstan valisi İbrâhim ile oğlu Muhammed’e karşı birlikte mücadele eden Ya‘kūb ile Sâlih bir süre sonra anlaşmazlığa düştüler. Aralarında meydana gelen savaşı kaybeden Sâlih kaçarak gizlendi (244/858). Sîstan ordusu Sâlih’in ardından onun kardeşi Dirhem b. Nasr’a biat etti, Ya‘kūb ise onun ordu kumandanı olarak kaldı. Ancak Dirhem, Ya‘kūb’un halk tarafından sevilmesini kıskanarak onu öldürmek istedi. Durumu anlayan Ya‘kūb, Dirhem’in kuvvetlerini mağlûp edip bütün Sîstan’a hâkim oldu; Sîstan halkı ve ordusu Ya‘kūb’u emîr olarak tanıdı (247/861).

Büst şehrine çekilmiş olan Sâlih b. Nasr, Ya‘kūb ile yaptığı savaşlarda başarılı olamayıp Zemindâver ve Zâbülistan hâkimi Zunbil’in yanına kaçtı. 7 Zilhicce 249’da (21 Ocak 864) Zunbil’in üzerine yürüyen Ya‘kūb, Ruhhac bölgesinde yapılan savaşı kazandı; Zunbil öldürüldü (250/864). Sâlih b. Nasr kaçmaya muvaffak olduysa da daha sonra yakalanarak Zerenc’e götürüldü ve Muharrem 251’de (Şubat 865) burada vefat etti. Zunbil’in yeğeni Sâlih b. Hucr’ü Ruhhac’a vali tayin eden Ya‘kūb, Hâricî reisi Ammâr’ı da bertaraf etmeyi başardı (27 Cemâziyelâhir 251 / 26 Temmuz 865). Ardından Ruhhac’daki Kuhek Kalesi’nde isyan eden Vali Sâlih b. Hucr üzerine yürüyüp kaleyi kuşattı. Sâlih esir düşmektense intiharı tercih etti. Ya‘kūb kaleye güvenilir bir adamını bırakarak Zerenc’e döndü (26 Cemâziyelevvel 253 / 3 Haziran 867).

Daha sonra Sîstan ve Afganistan’ın bir kısmını itaat altına alan Ya‘kūb, Tâhirîler’in yönetimindeki Herat’ı zaptetti, ardından Bûşenc’e hâkim oldu. Tâhirî Hükümdarı Muhammed b. Tâhir, Ya‘kūb’a elçilerle hediyeler ve hil‘atler gönderip onun Sîstan, Kâbil, Kirman ve Fars hâkimiyetini tanıdı. Ya‘kūb da Zerenc’de kendi adına hutbe okutarak bağımsızlığını ilân etti (253/867). Sîstan’ı düşmanlardan korumak için topraklarını genişletmek gerektiğine inanan Ya‘kūb bu amaçla ertesi yıl Kirman’a doğru yürüdü. Abbâsîler’in Fars valisi Ali b. Hüseyin’in kumandanı Tavk b. Mugallis ile giriştiği savaşı kazanıp Kirman’a hâkim oldu. Ardından Fars üzerine yürüdü. 5 Cemâziyelevvel 255 (21 Nisan 869) tarihinde Şîraz yakınlarında meydana gelen savaşta Ali b. Hüseyin’i esir aldı. Böylece Fars bölgesine de hâkim olan Ya‘kūb pek çok ganimet elde etti. Ancak onun geri dönmesinin ardından Fars tekrar Abbâsîler’in idaresi altına girdi.

Ya‘kūb Fars’ta iken Zunbil’in oğlu Fîrûz, Büst’te hapsedildiği yerden kaçarak önce Ruhhac’ı zaptetti, sonra da Zâbülistan’a hâkim oldu. Onu takip için sefere çıkan Ya‘kūb bu sırada Gazne’yi aldı, Zâbülistan’ı ele geçirip Gerdiz’i haraca bağladı ve Kâbil’e kadar ilerledi (255/869). Doğuya yaptığı bu seferin ardından tekrar Fars’a yönelmek isteyen Ya‘kūb, Halife Mu‘temid-Alellah Ahmed b. Ca‘fer’in Fars’a karşılık Belh, Tohâristan, Sîstan ve Sind eyaletlerinin idaresini kendisine vermesi üzerine geri döndü. 259 (873) yılında çıktığı doğu seferinde Fîrûz’u ele geçirdi. Dönüşünde Herat’ı ikinci defa itaat altına aldı.

Hâricîler İbrâhim b. Ahdar’ın reisliği döneminde Ya‘kūb’a itaat ettiler ve ordusuna katıldılar. Nîşâbur’a hâkim olan Ya‘kūb, Tâhirîler hânedanına son verdi (Şevval 259 / Ağustos 873). Ancak Halife Mu‘temid-Alellah, Ya‘kūb’u Horasan’ı ilhak etmesinden dolayı kınadı. Ya‘kūb, Fars bölgesini idaresi altına alma arzusundan vazgeçmiyordu. Bu maksatla Fars’a doğru hareket ederek Vali Muhammed b. Vâsıl’ı mağlûp etti (Zilkade 261 / Ağustos 875), böylece Fars bölgesi de onun idaresi altına girdi. Halife Mu‘temid-Alellah, Ya‘kūb’un daha fazla ilerlemesini önlemek için bazı yerlerin yönetimini ona verdi, ayrıca kendisini Bağdat sâhib-i şurtalığına tayin etti. Ancak Ya‘kūb Bağdat’a doğru ilerleyerek Vâsıt’ı da ele geçirdi. Halife ile kardeşi Muvaffak onu geri döndürmeye çalıştılarsa da başarılı olamadılar. Bağdat ile Medâin arasında Dicle nehri kıyısında Deyrülâkūl denilen yerde meydana gelen savaş Abbâsî ordusunun zaferiyle sonuçlanınca (9 Receb 262 / 8 Nisan 876) Ya‘kūb Hûzistan’a çekilmek zorunda kaldı. Bu yenilginin intikamını almak için yeni bir ordu hazırlamaya başladıysa da bu sırada hastalandı ve on altı gün sonra vefat etti (14 Şevval 265 / 9 Haziran 879). Çocuğu olmadığından yerine veliaht tayin ettiği kardeşi Amr b. Leys geçti. Dindar, cesur, disiplinli, âdil, dürüst, akıllı ve ileri görüşlü bir hükümdar olduğu kaydedilen Ya‘kūb b. Leys bütün konularda kendisi karar verir, idarî işlere kimseyi karıştırmazdı. İmar faaliyetleriyle de ilgilenmiş, çok sayıda mescid ve bina yaptırmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), bk. İndeks; Hamza el-İsfahânî, Târîḫu sinî mülûki’l-arż ve’l-enbiyâʾ, Beyrut 1961, s. 176-177; Gerdîzî, Zeynü’l-aḫbâr (nşr. Abdülhay Habîbî), Tahran 1347 hş., s. 139, 142; Târîḫ-i Sîstân (nşr. Bahâr), Tahran, ts., s. 192-194, 197-200, 204-209, 213-218, 222-228, 232-233; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân (Cündî), IV, 379; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VII, 185, 191-195, 247, 276-277, 288, 290-292, 310, 325-326; a.e. (trc. Ahmed Ağırakça), İstanbul 1986, VII, 60, 156, 162-164, 206-207, 241-243, 258, 271; Minhâc-ı Sirâc el-Cûzcânî, Ṭabaḳāt-ı Nâṣırî (nşr. Abdülhay Habîbî), Kandehar 1328 hş., I, 236; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 402-421; V. V. Barthold, Turkestan down to the Mongol Invasion, London 1928, s. 216, 228; a.e.: Moğol İstilâsına Kadar Türkistan (trc. Hakkı Dursun Yıldız), Ankara 1990, s. 276, 278; a.mlf., “Saffârîler Tarihi Hakkında” (trc. M. Altay Köymen), TTK Belleten, VII/26 (1943), s. 338-339; Abdülhüseyin Zerrînkûb, Târîḫ-i Îrân Baʿd ez İslâm, Tahran 1965, s. 624-628, 630-632, 634, 636-638, 641-643; Abbas İkbâl-i Âştiyânî, Târîḫ-i Mufaṣṣal-ı Îrân (nşr. M. Debîrsiyâkī), Tahran 1346 hş., s. 190-195, 197-198; C. E. Bosworth, “The Tāhirids and Saffārids”, CHIr., IV, 110-113, 115, 121; a.mlf., The History of the Saffarids of Sistan and the Maliks of Nimruz (247/861 to 949/1542-3), Costa Mesa 1994, s. 67-180; a.mlf., “Yaʿḳūb b. al-Layth”, EI2 (İng.), XI, 254-255; İbrâhim Bâstânî Bârîzî, Yaʿḳūb b. el-Leys̱ eṣ-Ṣaffâr (trc. M. Fethî Yûsuf er-Reyyis), Kahire, ts. (Dârü’r-râidi’l-Arabî); Erdoğan Merçil, “Tahirîler”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, İstanbul 1987, V, 401-406; a.mlf., “Saffarîler”, a.e., V, 417-430; M. Forstner, “Yaʿqūb b. al-Lait und der Zunbīl”, ZDMG, CXX (1970), s. 69-83; D. G. Tor, “Historical Representations of Yaʿkūb b. al-Layth: A Reappraisal”, JRAS, series 3, XII/3 (2002), s. 247-275.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2008 yılında İstanbul’da basılan 35. cildinde, 463-464 numaralı sayfalarda yer almıştır.

Leave a Comment